Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר העשירי; הנהגת האדם 7

HaEmunot veHaDeot · [Treatise X] Moral Conduct; Thought and Belief, Chapter 7

‹›
  1. 1

    הרביעי שער החשק. השער הזה ואם הוא גנאי לזכור, איננו יותר מגונה מדעות הכופרים, ‏אעפי"כ זכרנום להשיב עליהם, ויסור הספק מן הלב, כן נזכור את זה גם כן להשיב עליו, ויסור ספק ‏מן הלב. יש אנשים שרואים שהחשק טוב מכל מה שיתנהג בו האדם, וחושבים כי הוא מזכך הרוח ‏והמזג, עד שתשוב הנפש זכה צפה על הגוף מזכותה, ושהוא ענין דק עד מאד, ומשיבים אותו ‏לפעולת הטבע, ואומרים כי הוא משך נצוק אל הלב, תחלתו ההבטה, ואחר כן תוחלת, ואחר כן ‏קביעות, ואחר כן יעזרוהו משכים אחרים ויתקיים. ועלו מזה למעלה, עד שהשיבו אותו לפעולת ‏הכוכבים, ואמרו כשיהיו מזלות בני אדם שוים, מביאים זה אל זה משליש או משתות, וימשול על שני ‏חלקי אהבותם כוכב אחד מחייב ביניהם האהבה והחברה. גם עלו מזה עד שאמרו שהוא פעל ‏הבורא יתברך, וטענו שהוא ברא רוחות הנבראים ככדורים עגולים, וחלק אותם לשנים, ומשים כל ‏חלק באדם אחד, ובעבור זה כשימצא כל חלק את חלקו הוא נתלה בו. גם עלו מזה עד ששמוהו כמו ‏חובה ואמרו כי נסו בני אדם בשער הזה, כדי שידעו כניעת האהבה ויכנעו לו ויעבדוהו. העם הזה ‏בכל מה שזכרו, פתאים אין בהם דעת. וראיתי להשיב עליהם בשער הזה בתחלה תשובה נראית ‏במה שכזבו, ואחר כן אראה להם הפך מה שנתלו בו. ואומר כי מה שאמרו על הבורא, לא יתכן ‏שינסה האדם במה שהזהיר ממנו, וכמ"ש (איוב כ"ד י"ב) ואלוה לא ישים תפלה, ועוד כי לא אל חפץ ‏רשע אתה (תהלים ה' ה'). אבל ענין חלוק הכדורים אשר נתלו בו, כיון שהשיבונו על מי שאמר ‏בקדמות הרוחניים, ובארנו כי נפש כל אדם היא נבראת עם השלמת צורתו, בטל השער הזה ושבור. ‏ומה שטענו מצד הכוכבים מהפקת שני המזלות ושני החלקים, אלו היה כמו שאמרו, לא היה נמצא ‏ראובן שאוהב את שמעון, שלא יהיה שמעון אוהב אותו מפני שהם שוים, ואין אנחנו מוצאים הדבר ‏כן. ומה שזכרוהו כי ההתחלה הבטה ואחריה נפילת התוחלת בלב, אומר כי על כן צונו בוראנו ‏שנשיב לעבודתו העין והלב יחד, וכמו שאמר (משלי כ"ג כ"ו) תנה בני לבך לי ועיניך דרכי תצורנה, ‏והזהירנו מהשיבם להמרותו, באמרו (במדבר ט"ו ל"ט) ולא תתורו אחרי לבבכם ואחרי עיניכם ואין ‏זה כי אם עד שיקבע הענין הזה בלב ויתפשהו וימשול בו, ומקצר האדם ההוא ממאכלו וממשתהו ‏ומכל תקנותיו, עד שימק בשרו וידל גופו וישלטו בו החליים החדים. ואיה הלהב והגויעה והיגון ‏וההמיה, ונדנוד הלב וההתעלפות והקיצה והאסטנינות, וכמ"ש (הושע ז' ו') כי קרבו כתנור לבם ‏בארבם. ויש שיעלה זה אל המוח ומחליש הראות והמחשבה והזכרון, ויש שמבטל ההרגשה ‏והתנועה, ואפשר שיראה חשוקו פתאום ויגוע ותתעלם רוחו בגופו ארבעה ועשרים שעות, ושמא ‏יחשבוהו למת ויקברוהו, ואפשר שיבינו אליו או שישמעו זכרו ויתאנח אנחה שימות בה באמת, ‏ויהיה המשל אמת כמ"ש (משלי ז' כ"ו) כי רבים חללים הפילה ועצומים כל הרוגיה רגליה יורדות ‏מות. ואיך יהיה האדם אסיר הוא ודעתו, עד שלא ידע לעצמו אלוה ולא ענין ולא עולם זה ולא עולם ‏בא זולתו. וכמ"ש (איוב ל"ו י"ג) וחנפי לב ישימו אף. ואיה הכניעה והעבודה לו ולכל הנלוים אליו, ‏והישיבה על הפתחים והשקידה על כל נוה, וכמו שאמר (ירמי' ג' ס') שאי עיניך על שפיים וראי ‏איפה לא שכבת על דרכים ישבת להם. ואיה ההליכה בלילה והעמידה בשחרית, וההסתרות מכל חי, ‏פן יפגעהו וימות מיתות רבות בכל כלימה וכלימה, וכמו שאמר (איוב כ"ד ט"ו) ועין נואף שמרה נשף ‏לאמר לא תשורני עין. ואיה הריגת החושק או החשוק או אחת מן הכתות הנלוות אליהם, או אותם ‏ואת הנלוים אליהם, ושמא רבים מבני אדם עמם, וכמו שאמר המשל (יחזקאל כ"ג מ"ה) כי נואפות ‏הנה ודם בידיהם. ואם יגיע יום מן הימים אל מה שבקש, ויגיע לתולדת מה שבעבורו חייבה נפשו כל ‏הצער ההוא, תשוב מתחרטת מתעבת מואסת למי שהיתה אוהבת, יותר מאהבתה אותו, וכמו ‏שאמר (ש"ב י"ג ט"ו) וישנאה אמנון שנאה גדולה מאד. ויכיר האדם כי מכר נפשו ותורתו וכל ‏הרגשותיו ושכלו, אחר נפול החץ אשר אין לו חשבון, כמו שאמר (משלי ז' כ"ב כ"ג) הולך אחריה ‏פתאום וגו', עד יפלח חץ כבדו. ואין הענן הזה טוב כי אם באשתו של אדם שיאהבה ותאהבהו ‏ליישוב העולם, כמו שאמר (משלי ה' י"ט) אילת אהבים ויעלת חן דדיה ירווך בכל עת באהבתה תשגה ‏תמיד, ויראהו האדם לאשתו בשכל ובכשרות, כפי אשר תנעם חברתם בה, ויעצרנה מזולת זה ‏בגבורה ויכולת:‏

    Dördüncüsü, tutkulu aşk kapısıdır. Bu kapıyı anmak ayıp olsa bile, kafirlerin görüşlerinden daha ayıp değildir; buna rağmen biz onların görüşlerini, onlara cevap vermek ve kalpten kuşkuyu gidermek için andık. Bunu da aynı şekilde, ona cevap vermek ve kalpten kuşkuyu gidermek için anacağız. Bazı insanlar tutkulu aşkın, insanın izleyeceği bütün yollardan daha iyi olduğunu düşünürler. Onun ruhu ve mizacı arıttığını, sonunda nefeşin, arılığı sebebiyle bedensel ağırlığın üstüne çıkacak kadar saflaştığını sanırlar. Onun son derece ince bir durum olduğunu söyler, bunu tabiatın fiiline döndürürler ve şöyle derler: Bu, kalbe dökülen bir çekimdir; başlangıcı bakıştır, sonra beklenti gelir, sonra yerleşme gelir, sonra başka çekimler ona yardım eder ve o sabit hale gelir. Bundan daha yukarı çıktılar ve onu yıldızların fiiline döndürdüler. Dediler ki: İnsanların burçları üçte bir veya altıda bir oranında eşit olduğunda, bunlar birini diğerine getirir; sevgilerinin iki kısmı üzerinde tek bir yıldız egemen olur ve aralarında sevgi ile arkadaşlığı zorunlu kılar. Bundan da yukarı çıktılar ve bunun kutsanmış Yaratan’ın fiili olduğunu söylediler. İddia ettiler ki O, yaratılmışların ruhlarını yuvarlak küreler gibi yaratmış, onları ikiye bölmüş ve her parçayı bir insana koymuştur; bu yüzden her parça kendi parçasını bulduğunda ona asılır. Bundan da yukarı çıktılar ve onu neredeyse bir yükümlülük haline getirdiler. Dediler ki: İnsanlar bu konuda sınanmışlardır; sevginin boyun eğdiriciliğini bilsinler, O’na boyun eğsinler ve O’na hizmet etsinler. Bu topluluk, andıkları her şeyde akılsız, bilgisiz kimselerdir. Bu konuda onlara önce yalanladıkları şey konusunda görünür bir cevap vermeyi, sonra da tutundukları şeyin tersini göstermeyi uygun gördüm. Derim ki: Yaratan hakkında söyledikleri şey mümkün değildir; çünkü O insanı sakındırdığı şeyle sınamaz. Nitekim “Tanrı uygunsuzluk koymaz” (İyov 24:12) denmiştir. Ayrıca “Çünkü Sen kötülük isteyen bir Tanrı değilsin” (Tehilim 5:5) denmiştir. Tutundukları kürelerin bölünmesi meselesine gelince: Ruhani varlıkların kadimliğini söyleyenlere cevap verip her insanın nefeşinin, sureti tamamlandığında yaratıldığını açıklamış olduğumuz için, bu kapı iptal olmuş ve kırılmıştır. Yıldızlar tarafından, iki burcun ve iki parçanın denk düşmesi yoluyla ileri sürdükleri iddiaya gelince: Eğer söyledikleri gibi olsaydı, Reuven’in Şimon’u sevdiği yerde Şimon’un da onu sevmemesi mümkün olmazdı; çünkü onlar eşittir. Fakat biz durumu böyle bulmuyoruz. Başlangıcın bakış, ardından umudun kalbe düşmesi olduğunu söylemelerine gelince, derim ki: Bu nedenle Yaratıcımız bize gözü ve kalbi birlikte O’nun hizmetine döndürmemizi emretmiştir. Nitekim “Oğlum, yüreğini Bana ver; gözlerin yollarımı gözetsin” (Mişle 23:26) denmiştir. Bunları O’na isyana çevirmekten de bizi sakındırmıştır. Nitekim “Yüreklerinizin ve gözlerinizin ardından sapmayın” (Bamidbar 15:39) demiştir. Çünkü bu şey kalpte yerleşip onu tutar ve ona egemen olur. O insan yiyeceğinden, içeceğinden ve bütün düzenlerinden eksiltir; sonunda eti erir, bedeni zayıflar ve şiddetli hastalıklar ona egemen olur. Peki alev, tükeniş, keder, inleme, kalbin sarsılması, bayılma, uykusuzluk ve aşırı hassasiyet nerede kalır? Nitekim “Çünkü pusu kurduklarında yüreklerini fırın gibi yaklaştırdılar” (Hoşea 7:6) denmiştir. Bazen bu şey beyne yükselir; görmeyi, düşünceyi ve hafızayı zayıflatır. Bazen duyuyu ve hareketi iptal eder. Kişi ansızın sevdiğini görebilir, kendinden geçebilir ve ruhu bedeninde yirmi dört saat gizlenebilir; belki onu ölü sanıp gömerler. Bazen de ona dikkat ederler veya onun anıldığını işitirler; öyle bir iç çeker ki gerçekten ölür. Böylece mesel doğru olur: “Çünkü birçok yaralıyı düşürdü; öldürdüklerinin hepsi güçlüdür. Yolları ölüme iner” (Mişle 7:26–27). İnsan nasıl hem kendisi hem de aklı tutsak olur da, kendisi için onun dışında ne Tanrı, ne anlam, ne bu dünya, ne de gelecek dünya bilir? Nitekim “Yüreği ikiyüzlü olanlar öfke koyarlar” (İyov 36:13) denmiştir. Peki ona ve ona bağlı olan herkese boyun eğme ve hizmet etme, kapılarda oturma ve her yerde pusuda bekleme nerede kalır? Nitekim “Gözlerini çıplak tepelere kaldır ve bak: Nerede yatmadın? Yollarda onlar için oturdun” (Yirmeyahu 3:2) denmiştir. Peki gece yürümek, sabahleyin beklemek ve hiçbir canlı ona rastlamasın diye herkesten gizlenmek nerede kalır? Çünkü her utançta birçok ölümle ölür. Nitekim “Zina edenin gözü alacakaranlığı gözetir; ‘Beni hiçbir göz görmeyecek’ der” (İyov 24:15) denmiştir. Peki sevenin veya sevilenin ya da onlara bağlı gruplardan birinin öldürülmesi nerede kalır? Belki onlar ve onlara bağlı olanlar, hatta onlarla birlikte birçok insan öldürülür. Meselde söylendiği gibi: “Çünkü onlar zina eden kadınlardır ve ellerinde kan vardır” (Yehezkel 23:45). Eğer günlerden bir gün istediğine ulaşır ve bütün bu acıyı uğruna nefeşine yüklediği sonucu elde ederse, nefeşi pişman, tiksinen ve iğrenen hale gelir; daha önce sevdiği kimseden, onu sevdiğinden daha fazla nefret eder. Nitekim “Amnon ondan çok büyük bir nefretle nefret etti” (Şemuel II 13:15) denmiştir. İnsan, hesabı olmayan ok düştükten sonra nefeşini, Tora’sını, bütün duyularını ve aklını sattığını anlar. Nitekim “Ansızın onun ardından gider... ta ki ok karaciğerini yarana kadar” (Mişle 7:22–23) denmiştir. Bu yoğun tutku hali, insanın kendi eşi hakkında, onu sevmesi ve onun da kendisini sevmesi bakımından; dünyanın yerleşik düzeni için iyidir. Nitekim “Sevgili bir ceylan ve zarif bir dağ keçisi gibi; memeleri seni her zaman doyursun; sevgisiyle daima kendinden geç” (Mişle 5:19) denmiştir. İnsan bunu eşine karşı akıl ve doğrulukla, birlikteliklerinin hoş olacağı ölçüde göstermeli; bunun dışında ise güç ve kudretle onu tutmalıdır.

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.