Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר השמיני; גאולה אחרונה 1

HaEmunot veHaDeot · [Treatise VIII] Messianic Redemption, Chapter 1

‹›
  1. 1

    בגאולה האחרונה

    Son kurtuluş hakkında

  2. 2

    אמר יהודה בן שאול, אמר המחבר: הודיענו אלהינו על פי נביאיו שיגאלנו קהל בני ישראל מן העוני ‏אשר אנחנו בו, ויקבץ נפוצותינו ממזרח וממערב מצפון וים, ויביאנו אל עיר קדשנו וישכיננו, ונהיה ‏סגולתו ונחלתו, כאמרו (זכריה ח' ז' ח') הנני מושיע את עמי מארץ מזרח ומארץ מבוא השמש ‏והבאתי אותם ושכנו בתוך ירושלים. והרחיבו נביאיו בענין הזה, עד שכתבו בו ספרים רבים, ולא ‏הגיעתנו הידיעה הזאת מהנביאים האחרונים בלבד, אבל מהנביא הראשון מהרע"ה עמדנו על ‏המועד הזה, שאמר בתורה (דברים ל' ג'), ושב יי' אלהיך את שבותך ורחמך, ושאר מה שכתוב ‏בפרשה עד סופה. והעמידו האותות והמופתים על זה וקבלנוהו. והסתכלתי בענין הזה בדרך העיון, ‏ולא היה בו דבר שצריך לדקדק ולחלק, כי אם ענין אחד אזכור אותו באמצע המאמר הזה. אבל ‏שרש הגאולה הוא חייב מפנים רבים, מהם קיום אותות משה אשר החל ובשר בהם, והאותות אשר ‏יתקיימו לישעיה, וזולתו מהנביאים אשר בשרו בהם, ושהשולח אותם משלימם בלי ספק, כמו שאמר ‏‏(ישעיה מ"ד כ"ו) מקים דבר עבדו ועצת מלאכיו ישלים. ומהם שהוא צדיק לא יעול, וכבר הביא על ‏האומה הגולה הגדולה הזאת אצלנו הארוכה, ובלי ספק כי קצתה לענש, וקצתה לנסיון, ולכל אחד ‏משני הענינים מדה בתכלית, ולא יתכן שיהיה באין תכלית, וכאשר תכלה, יתחייב שירפו מאלה, ‏ושישלם גמול אלה, כמו שאמר (ישעיה מ' ב') כי נרצה עונה כי לקחה מיד יי' כפלים בכל חטאתיה. ‏ומהם שהוא נאמן בכל מועדיו, יקים דברו ויעמיד מצותו, כמו שאמר (ישעיה מ' ח') יבש חציר נבל ציץ ‏ודבר אלהינו יקום לעולם. ומהם שנקיש המועדים האלה למועד הראשון שיעדנו בהיותנו במצרים, ‏שיעדנו שידין את לוחצינו ומעבידינו ושיתן לנו רכוש גדול בלבד, והוא אמרו (בראשית ט"ו י"ד) וגם ‏את הגוי אשר יעבודו דן אנכי ואחרי כן יצאו ברכוש גדול. וכבר ראו עינינו מה שעשה לנו מקריעת ים ‏סוף והמן והשלו, ומעמד הר סיני ועמידת השמש והדומה לזה. כל שכן שיעדנו בדברים הגדולים ‏העצומים מהטובה וההצלחה והגדולה והנצח והכבוד, אשר שמם כפל מה שהגיענו מן העוני ‏והשפלות, כאמרו (ישעיה ס"א ז') תחת בשתכם משנה וכלמה ירונו חלקם לכן בארצם משנה יירשו. ‏ודמה מה שעבר עלינו לרגע קטון, ומה שיגמלנו עליו רחמיו הגדולים, כמ"ש (שם נ"ד ז') ברגע קטון ‏עזבתיך וברחמים גדולים אקבצך. ועל הנסיון והבחינה במה שעבר, הוא עתיד לעשות לנו כפלים על ‏מה שיעדנו, מה שלא יוכל לספרו מהרה, כמו שאמר (דברים ל' ה') והטיבך והרבך מאבותיך. ובעבור ‏זה שונה לנו זכר יציאת מצרים במקומות רבים מהתורה, ומזכירנו מה שראינוהו. ואם נשאר דבר ‏ממה שעשה לנו בגלות מצרים שלא הזכירו בפי' בגאולה הזאת, הוא נכנס תחת מאמרו (מיכה ז׳:ט״ו ‏ט"ו) כימי צאתך מארץ מצרים אראנו נפלאות. ועל כן אנחנו סובלים ומיחלים מה שיעדנו, לא נקוץ ‏ולא נקצוף, אך נוסיף חוזק ואומץ, כמו שאמר (תהלים ל"א כ"ה) חזקו ויאמץ לבבכם כל המיחלים ‏ליי'. ומי שרואה אותנו בענין הזה הוא תמה עלינו, או חושב אותנו לכסילים, מפני שלא נסה כאשר ‏נסינו ולא האמין כאשר האמננו, והוא כמי שלא ראה זריעת החטה, וכשהוא רואה מי שמשליך אותה ‏בבקעת האדמה לצמוח, יחזיקנו לכסיל, ואיננו מכיר כי הוא הכסיל, אלא בעת הקציר כשתשוב ‏המדה עשרים או שלשים, וכן דמה הכתוב ואמר (תהלים קכ"ו ה') הזורעים בדמעה ברנה יקצורו. וכמו ‏מי שלא ראה מעולם גדול בנים, והוא לועג למי שהוא רואה שמגדל בן וסובל כל טרחיו, ואומר אי זה ‏דבר יקוה מזה? וכאשר יגדל וילמד החכמות ויהיו מלך וינהיג החילים, ידע האדם ההוא, כי לנפשו ‏לעג. ובדמות הענין אשר נקוה לבן זכר, הוא מה שאמר (ישעיה ס"ו ז') בטרם יבא חבל ל והמליטה ‏זכר:‏

    Yehuda ben Şaul dedi. Yazar şöyle dedi: Tanrımız, peygamberleri aracılığıyla bize bildirdi ki, içinde bulunduğumuz yoksulluktan İsrael oğulları topluluğunu kurtaracak; dağılmışlarımızı doğudan ve batıdan, kuzeyden ve deniz tarafından toplayacak; bizi kutsal şehrimize getirecek ve orada barındıracak; biz de O’nun seçkin halkı ve mirası olacağız. Nitekim “İşte halkımı doğu ülkesinden ve güneşin battığı ülkeden kurtarıyorum; onları getireceğim ve Yeruşalayim’in içinde barınacaklar” (Zeharya 8:7–8) denmiştir. Peygamberleri bu konuda genişçe konuşmuş, hatta bu konuda birçok kitap yazmışlardır. Bu bilgi bize yalnızca son peygamberlerden ulaşmış değildir; tersine bu belirlenmiş zaman hakkında ilk peygamberden, Moşe Rabbenu’dan öğrenmiş bulunuyoruz. Çünkü Tora’da “HaŞem Tanrın sürgününü geri çevirecek ve sana merhamet edecek” (Devarim 30:3) demiştir; bölümün sonuna kadar yazılan diğer sözler de buna dahildir. İşaretler ve açık kanıtlar bunu doğrulamış, biz de bunu kabul etmişizdir. Bu konuyu akli inceleme yoluyla düşündüm; onda dikkatli ayrım gerektiren tek bir konu dışında özel bir çözümleme ihtiyacı görmedim. Onu bu bölümün ortasında anacağım. Fakat kurtuluşun kökü birçok yönden zorunludur. Bunlardan biri, Moşe’nin başlatıp müjdelediği işaretlerin ve Yeşayahu ile diğer peygamberlerin müjdelediği işaretlerin gerçekleşmesidir. Onları gönderen, kuşkusuz onları tamamlayacaktır. Nitekim “Kulunun sözünü yerine getiren, elçilerinin öğüdünü tamamlayan” (Yeşayahu 44:26) denmiştir. Bunlardan biri de şudur: O adildir, zulmetmez. Bu büyük sürgünü, bize göre uzun olan bu sürgünü, halkın üzerine getirmiştir; kuşkusuz onun bir kısmı ceza, bir kısmı sınamadır. Bu iki şeyin her birinin son sınırı vardır; sonsuz olması mümkün değildir. Sona erdiklerinde, bunların gevşemesi ve ötekilerin ödülünün tamamlanması gerekir. Nitekim “Çünkü suçu kabul edildi; çünkü bütün günahlarına karşı HaŞem’in elinden iki kat aldı” (Yeşayahu 40:2) denmiştir. Bunlardan biri de şudur: O bütün belirlenmiş zamanlarında güvenilirdir; sözünü yerine getirir ve buyruğunu ayakta tutar. Nitekim “Ot kurur, çiçek solar; fakat Tanrımızın sözü sonsuza dek ayakta kalır” (Yeşayahu 40:8) denmiştir. Bunlardan biri de bu belirlenmiş zamanları, Mısır’dayken bize vaat ettiği ilk belirlenmiş zamana kıyas etmemizdir. O zaman bize, bizi sıkıştıran ve köleleştiren halkı yargılayacağını ve yalnızca bize büyük bir varlık vereceğini vaat etmişti. Nitekim “Onlara kulluk ettikleri halkı da Ben yargılayacağım; sonra büyük bir varlıkla çıkacaklar” (Bereşit 15:14) denmiştir. Gözlerimiz ise bize yaptığı şeyleri gördü: Yam Suf’un yarılması, man, selav, Sinay Dağı’ndaki duruş, güneşin durması ve bunlara benzer şeyler. Bu böyleyken, bize iyilik, başarı, büyüklük, zafer ve onur bakımından çok büyük ve yüce şeyler vaat etmiş olması daha da kesindir; bunları, bize ulaşan yoksulluk ve alçalmanın iki katı kılmıştır. Nitekim “Utancınız yerine iki kat alacaksınız; aşağılanma yerine paylarıyla sevinçle haykıracaklar; bu yüzden ülkelerinde iki kat miras alacaklar” (Yeşayahu 61:7) denmiştir. Başımıza geleni kısa bir an gibi, buna karşılık bize vereceği ödülü büyük merhametleri gibi göstermiştir. Nitekim “Seni kısa bir an için terk ettim; fakat büyük merhametlerle seni toplayacağım” (Yeşayahu 54:7) denmiştir. Geçmişte yaşanan sınama ve denemeye karşılık, bize vaat ettiğinden daha fazlasını, çabucak anlatılması mümkün olmayan ölçüde iki kat olarak yapacaktır. Nitekim “Sana iyilik edecek ve seni atalarından daha çok çoğaltacak” (Devarim 30:5) denmiştir. Bu yüzden Tora’nın birçok yerinde Mısır’dan çıkışın anısı bize tekrar edilmiştir ve gördüklerimiz bize hatırlatılmıştır. Mısır sürgününde bize yaptığı şeylerden bu kurtuluş hakkında açıkça anılmamış bir şey kalmışsa, o da “Mısır ülkesinden çıktığın günlerdeki gibi ona harikalar göstereceğim” (Mikha 7:15) sözünün kapsamına girer. Bu yüzden bize vaat edilen şeye sabreder ve onu umut ederiz; usanmayız ve öfkelenmeyiz; aksine güç ve cesaretimizi artırırız. Nitekim “Güçlü olun, yüreğiniz cesaret bulsun, HaŞem’i umut edenlerin hepsi” (Tehilim 31:25) denmiştir. Bizi bu halde gören kimse bize şaşar veya bizi akılsız sanır; çünkü bizim denediğimizi denememiş, bizim iman ettiğimiz gibi iman etmemiştir. Bu kişi, buğdayın ekildiğini hiç görmemiş birine benzer: Birinin onu toprağın yarığına atıp çimlenmesini beklediğini görünce onu akılsız sayar; oysa hasat zamanı ölçünün yirmi veya otuz kat geri döndüğünü görünce akılsız olanın kendisi olduğunu anlar. Kutsal Yazı da bunu buna benzeterek “Gözyaşıyla ekenler sevinçle biçecekler” (Tehilim 126:5) demiştir. Yine hiç çocuk büyütüldüğünü görmemiş birine benzer: Birinin bir çocuğu büyüttüğünü ve onun bütün zahmetlerine katlandığını görünce onunla alay eder ve “Bundan ne umuyor?” der. Fakat çocuk büyüyüp bilgelikleri öğrendiğinde, kral olduğunda ve orduları yönettiğinde, o kişi kendi nefeşiyle alay ettiğini anlar. Erkek çocuk için beklediğimiz duruma benzetilen şey de şu sözdür: “Doğum sancısı gelmeden önce doğurdu; sancı çekmeden önce bir erkek çocuk dünyaya getirdi” (Yeşayahu 66:7).

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.