Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר השישי; מהות הנפש 3

HaEmunot veHaDeot · [Treatise VI] The Soul and Death, Chapter 3

‹›
  1. 1

    וכיון שהקדמתי אלה המאמרים, ראוי שאביא המאמר השביעי, ואומר, כי אשר התאמת כי הנפש ‏ברואה, בעבור מה שקדמתי מחדוש כל נמצא, והפסד שיהיה דבר קדמון זולתי הבורא, ומאמר ‏הבורא (זכרי' י"ב א') יוצר רוח אדם בקרבו. אבל הבור' בורא אותה עם שלמות צורת האדם כאמרו ‏בקרבו. וכאשר לא סרו אבותינו נשבעים חי יי' אשר עשה לנו את הנפש הזאת (ירמי' ל"ח ט"ז). ‏ושעצמה עצם נקי כנקיות הגלגלים. ושהיא מקבלת האור כאשר יקבל הגלגל ותהיה בו מאירה, אבל ‏עצמה יותר דק מן הגלגלים, ועל כן נהיתה מדברת ועמדתי על זה משני השרשים הגדולים, אחד ‏מהם המושכל, והוא כאשר ראיתי מעשה חכמתה והנהגתה מבלתי הגוף, וראיתי הגוף ערום מכל ‏זה בהפרדה ממנו, ואלו היתה כמו החלקים הארציים, לא היה לה דבור כאשר אין למאומה מן ‏הגלגל, ויתחייב שתהיה עצם דק יותר זך ונקי ופשוט מעצם הגלגלים. והשני מדברי הספרים, כי ‏הנפשות הזכות תאורנה כהאור הגלגלים מהככבים, והוא אמרו (דניאל י"ב ג') והמשכילים יזהירו ‏כזוהר הרקיע. והנפשות הרעות לא תאורנה אך הן יותר פחותות מענין הגלגל הסתם, כמ"ש (איוב ‏ט"ו ט"ו) הן בקדושיו לא יאמין ושמים לא זכו בעיניו אף כי נתעב ונאלח איש שותה כמים עולה. ‏וידעתי כי הספרים לא דמו אלה בגלגלים המזהירים, ואלה בפחות מהגלגלי' סתם, אלא שהיא מכמו ‏זה העצם. ואלה שני הדמיונים מחזקים מה שאמר החכם, העולה היא למעלה היורדת היא למטה. ‏אחר כן אומר על דרך דקדוק החקירה, כי מאמר החכם באחרית ספרו (קהלת י"ב ז') והרוח תשוב ‏אל האלהים אשר נתנו קיום ואות מורה על אמיתת הפירוש אשר פרשתי בו, מי יודע רוח בני האדם. ‏ואם יתעקש מתעקש שהוא ספק מן החכם כפי מאמרי עוד, כבר שב החכם מספקו בראשונה לאמתו ‏באחרונה, ואמר והרוח תשוב אל האלהים אשר נתנה (שם י"ב ז') ודבריו ברוח האדם, כאמרו ‏בפרשה ודע כי על כל אלה יביאך האלהים במשפט. (שם י"א ט') ואחר כן התבאר לי כי הנפש הזאת ‏חכמה לעצמה מכמה פנים. אחד מהם כי לא יתכן שקנתה החכמה מן הגוף, כי אין זה מענינו. ועוד ‏בעבור מה שהתאמת, כי הסומא רואה בחלומו כאלו הוא רואה, וכיון שלא השיג זה מחמת גופו, לא ‏השיגו כי אם מחמת נפשו. ובזה טעה עוד מי שחשבה התקשר החושים והסתבכם והפגשם, והוא ‏שהיא היא הנותנת לכולם החוש, ואיך יתנו לה הם העצם? אך אומר זה הפך הגזרות והפך ‏האמתות. ואחר כן התבאר לי שהיא לא תפעל אלא בכוף, כי פעל כל נברא צריך אל כלי מהכלים ‏וכאשר תתחבר לגוף יראו לה ג' כחות, כח ההכרה, וכח הכעס, וכח התאוה, ועל כן קראה אותה ‏לשוננו בשלשה שמות, נפש, ורוח, ונשמה. ורמזה באמרה נפש אל שיש לה כח מתאוה, כאמרך ‏‏(דברי' י"ב כ') כי תאוה נפשך, (איוב ל"ג כ') ונפשו מאכל תאוה. ורמזה בשם רוח אל שיש לה כח ‏כועס, כאמרך (קהלת ז' ט') אשל תבהל ברוחך לכעוס, (משלי כ"ט א') כל רוחו יוציא כסיל. ורמזה ‏בשם נשמה אל שיש לה כח מדעי, כאמרך (איוב ל"ב ח') ונשמת שדי תבינם, ונשמת מי יצאה ממך ‏‏(שם כ"ו ד'). ובענין אלה הכחית טעה מי ששמה שני חלקים. אחד מהם בלב, והאחר בשאר הגוף, ‏אך השלשה לנפש אחת, וחברה הלשון לזה שני שמות אחרים, חיה, ויחידה, וקראה אותה חיה, ‏בעבור שהיא עומדת בהעמדת בוראה לה, אבל יחידה, מפני שאין לה דומה בארץ. ואחר כן התבאר ‏לי כי משכנה בלב מבני אדם, וכאשר הוא גלוי כי הגידים אשר נותנים לגוף החוש והתנועה, ‏צמיחתם כלם מן הלב ועם שאני מוצא הסעיפים הגדולים אין מוצאם מן הלב, אך צמיחתם מן המוח, ‏וידעתי כי הסעיפים ההם אינם לנפש, אבל המה מיתרים לגוף וקשרים. ולזה מחבר הכתוב תמיד ‏הלב והנפש, כאמרו (דברי' י"א י"ג) בכל לבכם ובכל נפשכם, בכל לבבך ובכל נפשך (שם ו' ה'), ‏והדומה לזה:‏

    Bu sözleri öne aldıktan sonra yedinci görüşü getirmem uygundur. Derim ki nefeşin yaratılmış olduğu doğrulanmıştır; çünkü daha önce her var olanın sonradan yaratıldığını ve Yaratan dışında kadim bir şey bulunmasının bozukluğunu açıklamıştım. Ayrıca Yaratan’ın “insanın ruhunu onun içinde biçimlendiren” (Zeharya 12:1) sözü de bunu gösterir. Fakat Yaratan onu, insanın biçimi tamamlandığında yaratır; çünkü ayette “onun içinde” denmiştir. Atalarımız da “bize bu nefeşi yapan diri HaŞem adına” (Yirmeyahu 38:16) diye yemin etmekten geri durmamışlardır. Nefeşin özü, feleklerin saflığı gibi saf bir özdür. Felek ışığı kabul edip onunla aydınlandığı gibi nefeş de ışığı kabul eder ve onunla aydınlanır; fakat onun özü feleklerden daha incedir. Bu yüzden konuşan varlık olmuştur. Bunu iki büyük kökten hareketle kavradım. Bunlardan biri akli köktür: Nefeşin bilgeliğinin fiilini ve bedensiz yönetimini gördüm; beden ondan ayrıldığında bedenin bütün bunlardan boş kaldığını gördüm. Eğer nefeş yersel parçalar gibi olsaydı, feleğin hiçbir parçasında konuşma bulunmadığı gibi onda da konuşma olmazdı. Bu yüzden nefeşin, feleklerin özünden daha ince, daha saf, daha temiz ve daha yalın bir öz olması gerekir. İkinci kök Kitapların sözleridir. Çünkü saf nefeşler yıldızların bulunduğu feleklerin ışığı gibi ışıyacaktır. Nitekim “anlayış sahipleri gök kubbenin parlaklığı gibi ışıyacak” (Daniel 12:3) denmiştir. Kötü nefeşler ise ışımayacak; hatta yalın felek anlamından daha aşağı olacaktır. Nitekim “İşte, kutsallarına güvenmez; gökler bile O’nun gözünde saf değildir. Kaldı ki iğrenç ve bozulmuş, haksızlığı su gibi içen insan!” (İyov 15:15–16) denmiştir. Bildim ki Kitaplar bunları parlayan feleklere, ötekileri de yalın feleklerden daha aşağı olana benzetmişse, bu onun bu türden bir öz olması sebebiyledir. Bu iki benzetme, bilgenin söylediği “yukarı çıkan odur, aşağı inen odur” sözünü güçlendirir. Sonra ince araştırma yoluyla derim ki bilgenin kitabının sonunda söylediği “ruh onu veren Tanrı’ya döner” (Kohelet 12:7) sözü, “İnsan oğullarının ruhunu kim bilir?” ayetini kendisiyle açıkladığım yorumun doğruluğunu kuran ve ona işaret eden bir delildir. Eğer itiraz eden biri, daha önceki sözlerime göre bunun bilge açısından bir kuşku olduğunu söyleyerek diretirse, derim ki bilge ilk baştaki kuşkusundan sonunda hakikate dönmüş ve “ruh onu veren Tanrı’ya döner” (Kohelet 12:7) demiştir. Sözleri insanın ruhu hakkındadır; çünkü aynı bölümde “Bil ki Tanrı bütün bunlar için seni yargıya getirecektir” (Kohelet 11:9) demiştir. Sonra bu nefeşin kendi başına bilen olduğunu bana birkaç yönden açıklık kazandı. Bunlardan biri şudur: Nefeşin bilgeliği bedenden kazanmış olması mümkün değildir; çünkü bu bedenin işi değildir. Ayrıca şu da doğrulanmıştır: Kör bir kimse rüyasında kendisini görür gibi görür. Bunu bedeninden dolayı elde etmediğine göre, ancak nefeşinden dolayı elde etmiş olur. Duyuların bağlanması, iç içe geçmesi ve karşılaşması olduğunu düşünen kimse de burada yanılmıştır; çünkü bütün duyulara duyuyu veren odur. Onlar ona özü nasıl verebilir? Ben derim ki bu, yargıların tersine ve hakikatlerin tersinedir. Sonra bana şu da açıklık kazandı: Nefeş ancak bedenle birlikte fiil işler; çünkü her yaratılmışın fiili araçlardan bir araca muhtaçtır. Nefeş bedene bağlandığında onda üç güç görünür: tanıma ve kavrama gücü, öfke gücü ve arzu gücü. Bu yüzden dilimiz onu üç adla adlandırmıştır: nefeş, ruah ve neşama. “Nefeş” adıyla onun arzu eden bir gücü olduğuna işaret etmiştir; nitekim “nefeşin arzu ettiğinde” (Devarim 12:20), “nefeşi yiyecekten tiksinir” (İyov 33:20) denmiştir. “Ruah” adıyla onun öfkelenen bir gücü olduğuna işaret etmiştir; nitekim “ruhunla öfkelenmekte acele etme” (Kohelet 7:9), “akılsız bütün ruhunu dışarı çıkarır” (Mişle 29:11) denmiştir. “Neşama” adıyla onun bilgi edinen bir gücü olduğuna işaret etmiştir; nitekim “Şaday’ın neşaması onlara anlayış verir” (İyov 32:8), “Kimin neşaması senden çıktı?” (İyov 26:4) denmiştir. Bu güçler konusunda onu iki parçaya ayıran kimse yanılmıştır: Bir parçanın kalpte, diğer parçanın bedenin geri kalanında olduğunu söylemiştir. Oysa bu üç güç tek bir nefeşe aittir. Dil buna iki ad daha eklemiştir: haya ve yehida. Ona haya demiştir, çünkü Yaratan’ın onu ayakta tutmasıyla ayakta durur. Ona yehida demiştir, çünkü yeryüzünde ona benzer bir şey yoktur. Sonra bana, onun insanda yerinin kalp olduğu açıklık kazandı. Çünkü bedene duyuyu ve hareketi veren damarların hepsinin kalpten çıktığı açıktır. Büyük dalların çıkış yerinin kalp değil beyin olduğunu görsem de, bildim ki bu dallar nefeşe ait değildir; bunlar beden için bağlar ve kordonlardır. Bu yüzden Kutsal Yazı kalbi ve nefeşi sürekli birlikte anar: “Bütün kalbinizle ve bütün nefeşinizle” (Devarim 11:13), “Bütün kalbinle ve bütün nefeşinle” (Devarim 6:5) ve buna benzer ifadeler böyledir.

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.