Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

המאמר השני, הכלל החמישי 2

Ohr Hashem · Second Treatise, Fifth Principle, Chapter 2

‹›
  1. 1

    הפרק ב' בבאור דעת מי שיראה שטבע האפשר בלתי נמצא:

    İkinci bölüm: Olanaklı olanın doğasının var olmadığını düşünen kişinin görüşünün açıklanması:

  2. 2

    והנה יתבאר זה ג"כ אם מצד העיון ואם מצד התורה אם מצד' העיון יראה מפנים מהם כי למה שהתבאר בחכמה הטבעית שכל הדברים הנופלים תחת ההויה וההפסד יקדם בהכרח ד' סבות למציאותם והיה שבמציאות הסבות ימצאו המסובבים בהכרח הנה א"כ מציאות המסובבים מחוייב לו אפשר וכאשר נעיין זה ג"כ במציאות הסבות הנה הוא מחוייב בהכרח שיקדם מציאות סבות אחרות עליהם אשר במציאות יתחייב מציאות הסבות ההם ויהיה בהכרח מציאותם מחוייב לא אפשר וכאשר נעיין זה ג"כ במציאות הסבות הנה הוא מחוייב בהכרח שיקדם מציאות סבות אחרות עליהם אשר במציאות יתחייב מציאות הסבות ההם ויהיה בהכרח מציאותם מחוייב לא אפשרי' וכאשר נבקש לסבות ההם סבות אחרות יהיה המשפט בהם א׳ עד שיכלה אל הנמצא הראשון המחוייב המציאות יתברך שמו התבאר אם כן שטבע האפשר בלתי נמצא ומהם שהיא הידוע בעצבות ומוסכם עליו שהדבר שאפשר שימצא ושלא ימצא יצטרך לסבה תכריע מציאות על העדרו ואם לא היה ההעד׳ קים ולזה כשנניח האפשר נמצא הנה בהכרח. כבר קדמה סבה חייבה מכריע מציאותו על הועדו והיה ממצא א״כ אשר הונחה אפשר מחריב וכאשר נעיין גם כן בסבה הקודמת אם הונחה אפשרית כשנניחה נמצאת יתחייב בה אשר התחייב באפשר הראשון אשר הונח עד שיכלה אל הסבה הראשונה והנמצא הראשון המחריב מציאות יתברך ומהם שהם מן הידוע בעצמו ומוסכם עליו שכל מה שיצא מן הכח אל הפעל יצטרך אל המוציא זולתו יוציאוהו ולזה יתחייב שכאשר יתחדש רצון האדם לפעול דבר מה הנה הרצון אשר היה בכח ויצא אל הפעל הנה מוציאו זולתו בהכרח והוא הדבר אשר הגיע הכח המתעורר להתקבץ להסכים עם הכח המדמה כמו שהתבאר בספר הנפש שהוא סבת הרצון הנה אם כן כשנמצא הקבוץ ההוא אשר הוא סבת הרצון כבר הית הרצון מחוייב והקבוץ גם כן מחריב כשנמצא המניע וכשנאמר בפה שהמניע הרצון ההוא הוא הרצון לבד שהוא הפך החיוב הנה יתחייב מזה אחד מב' בטולים אם שיהיה הדבר מניע לעצמו ומוציאו מן הכח אל הפעל והוא הפך ההקדמה המוסכם עליה ואם שיהי לרצון רצון קודם יניעהו ויוציאהו מן הכח אל הפעל ולרצון הקודם רצון אחר קודם ויתחייב לרצון אחר רצונים בב״ת והוא בתכלית הביטול עם שכל אחד מתחייב מהקודם לו ולא יהיה ג״כ אפשר ומהם שהוא מן הידוע בעצמו כמו שנאמר שכל דבר מחודש צריך מחדש יחדשהו כי הדבר לא יחדש עצמו ולזה לא יצוייר שיהיו שני אנשים על מצב אחד ומזג אחת ותכונה אחת ויחס אחד לדבר מה בלי חלוף כלל לא יעב שיבחר האחד מציאותו והאחר העדרו בל יתחייב שיבחר הא׳ מה שבחר ורצה האחר וזה שאם היו מתחלפים בבחירה ירצון להיות החלוף מחודש יצטרך אל מחדש ומה סבת החדוש מי יתן ואדע אחר שהיו מסכימים במזג ובמולד תבונה מכל הצדדין ואם האמר שמציאות האנשים האלו נמנע הנה אין החיוב מצד היותו נמנע אבל מצד היותו אפשר: וכאשר התבאר שהוא מחריב בהם שיהיה הרצון אחד הנה אם כן הוא מחוייב והכרחי שלא יהיה א׳׳כ אפשרי ומהם שכבר התבאר בכלל הא' מזה המאמר שידיעת הש״ית מקפת בכל הפרטים במה שהם פרטים ואם הם נעדרים שלא יצאו אל המציאות ולזה הוא מתחייב בהכרח שיניע ואם לא לא היתה ידיעה אבל מחשבה או טעות א״כ מה שהונח אפשר הוא מחריב אין המלט ממנו ומהם שאם היה טבע האפשר נצא הנה נצטרך להורות בהכרח ממציאות הרצון בא׳ מב׳ חלקים בזולת סבת מחייבם אפשרי ויתחייב א״כ שידיעתו בו איננו מעצמותו כי ידיעתו הנמצאות להיותו סבותם אבל תהיה ידיעתו קנוי' ונאצל׳ ממציאותם והוא כתכלית הבטול שתחיה לידיעתו התחל׳ מזזלתו. ומהם שהוא מבואר כי ההשגח׳ בפרטים כשלא תהיה מצד הסדור הכולל היא נמנעת אלא בכח חיולני והוא נמנע בחקו ית׳ והנה להיות מציאות הצד האחר בזולת סבה מחייבת הנה אינה משנת מצד הסדור הכולל הנה מכל אלו הדברים יראה מצד העיון שטבע האפשר בלתי נמצא ואולם מצד התורה למה שיתבאר ממנה כמה שאין ספק באמתתו ממה שזכרנו מידיעת השם שהיא מקפת בכל הפרטים ואם הם נעדרים וגם כנביאים נמצא שהיו מודיעים הרבה מהפרטים קודם היותם ואם לא היו מחוייבים בעצמם רצון מה שהוא תלוי בבחירה כמו העניין בפרעה שכל זה הוראה גלוי שטבע האפשר בלתי נמצא והוא כוונת זה הפרק.

    Bu görüş de hem akıl yoluyla inceleme yönünden hem de Tora yönünden açıklanacaktır. Akıl yoluyla inceleme yönünden birkaç biçimde görünür. Bunlardan biri şudur: Doğa biliminde, oluş ve bozuluşa giren bütün şeylerin varlığından önce zorunlu olarak dört sebebin geldiği açıklanmıştır. Sebepler var olduğunda, sebepli olan şeyler de zorunlu olarak var olur. Öyleyse sebepli olanların varlığı zorunludur, olanaklı değildir. Bu sebeplerin varlığını da araştırdığımızda, onların varlığından önce, var olduklarında bu sebeplerin varlığını zorunlu kılacak başka sebeplerin gelmesi zorunludur. Böylece onların varlığı da zorunlu olur, olanaklı olmaz. Bu sebepler için de başka sebepler aradığımızda hüküm yine aynı olur; sonunda varlığı zorunlu olan ilk var olanda son bulur. O’nun adı yücedir. Buna göre olanaklılığın doğasının var olmadığı açıklanmış olur. Bunlardan biri de şudur: Kendiliğinden bilinen ve üzerinde uzlaşılan bir şeydir ki, var olması da var olmaması da olanaklı olan bir şey, varlığını yokluğuna üstün kılacak bir sebebe ihtiyaç duyar. Böyle bir sebep yoksa yokluk devam eder. Bu nedenle, olanaklı olanın var olduğunu varsaydığımızda, onun varlığını yokluğuna üstün kılan ve zorunlu kılan bir sebebin daha önce gelmiş olması gerekir. Böylece olanaklı diye varsayılan şey zorunluluk altına girer. Önceki sebebi de araştırdığımızda, eğer onu olanaklı kabul edersek ve var olan varsayarsak, ilk olanaklı hakkında zorunlu çıkan şey onun hakkında da zorunlu çıkar; bu, ilk sebebe ve varlığı zorunlu olan ilk var olana kadar gider. O’nun adı yücedir. Bunlardan biri de şudur: Kendiliğinden bilinen ve üzerinde uzlaşılan bir ilkedir ki, gizil durumdan edimsel duruma çıkan her şey, kendisinden başka bir çıkarıcıya ihtiyaç duyar; onu gizil durumdan edimsel duruma başkası çıkarır. Buna göre insanda belirli bir eylemi yapma iradesi meydana geldiğinde, gizil durumda bulunan ve eylem durumuna çıkan bu iradeyi zorunlu olarak ondan başka bir şey edimselleştirmiştir. Bu da, Ruh kitabında açıklandığı gibi, uyarıcı gücün hayal gücüyle birleşip uyuşmasına sebep olan şeydir; iradenin sebebi de budur. Öyleyse bu birleşme, yani iradenin sebebi bulunduğunda, irade zorunlu olur. Bu birleşme de onu hareket ettiren şey bulunduğunda zorunlu olur. Eğer açıkça “bu iradeyi hareket ettiren yalnız iradenin kendisidir ve bu zorunluluğun tersidir” denirse, bundan iki geçersiz sonuçtan biri zorunlu olarak çıkar: Ya şey kendi kendisini hareket ettirir ve kendisini gizil durumdan edimsel duruma çıkarır; bu, üzerinde uzlaşılan öncüle aykırıdır. Ya da iradeyi hareket ettiren ve onu gizil durumdan edimsel duruma çıkaran önceki bir irade vardır; bu önceki irade için de ondan önce başka bir irade gerekir. Böylece bir irade için sonsuz sayıda iradeler gerekir. Bu bütünüyle geçersizdir. Ayrıca bunların her biri kendisinden öncekinden zorunlu olarak çıkacağından, yine olanaklı olmaz. Bunlardan biri de kendiliğinden bilinen şu ilkedir: Her yeni meydana gelen şey, onu meydana getiren bir yenileyiciye ihtiyaç duyar; çünkü şey kendi kendisini yenileyemez. Bu nedenle, her bakımdan aynı durumda, aynı mizaca, aynı yapıya ve belirli bir şeye aynı ilişkiye sahip iki kişinin, hiçbir fark bulunmaksızın, birinin onun varlığını, diğerinin ise yokluğunu seçmesi düşünülemez. Zorunlu olan, birinin de diğerinin seçtiği ve istediği şeyi seçmesidir. Çünkü seçim ve irade bakımından farklı olurlarsa, bu fark yeni meydana gelen bir şey olduğundan onu meydana getiren bir yenileyiciye ihtiyaç duyar. Mizaç, doğum ve yapı bakımından her yönden aynı olduklarına göre bu yeniliğin sebebi nedir? Keşke bilseydim. Eğer “bu iki kişinin böyle bulunması olanaksızdır” denirse, zorunluluk onların olanaksız olmasından değil, olanaklı olmalarından kaynaklanır. Onların iradelerinin aynı olması zorunlu olduğuna göre, irade zorunlu ve kaçınılmaz hale gelir; dolayısıyla özgür bir olanak olarak kalmaz. Bunlardan biri de şudur: Bu incelemenin birinci genel bölümünde, yüce Tanrı’nın bilgisinin bütün tekilleri, tekil olmaları bakımından kuşattığı açıklanmıştı. Bunlar henüz varlığa çıkmamış yok olan şeyler olsalar bile böyledir. Bu nedenle onların hareket edip gerçekleşmesi zorunludur. Aksi durumda bilgi değil, düşünce veya hata olurdu. Öyleyse olanaklı diye varsayılan şey zorunludur; bundan kaçış yoktur. Bunlardan biri de şudur: Eğer olanaklılığın doğası var olsaydı, iradenin iki taraftan birine yönelmesini, onları zorunlu kılan bir sebep olmaksızın olanaklı saymak zorunda kalırdık. Bu durumda Tanrı’nın bu konudaki bilgisi O’nun özünden olmazdı. Çünkü O’nun var olanları bilmesi, onların sebebi olması sebebiyledir. Öyleyse bilgisi kazanılmış olur ve onların varlığından taşmış olurdu. O’nun bilgisinin, kendisinden başka bir başlangıca sahip olması ise bütünüyle geçersizdir. Bunlardan biri de şudur: Tekiller üzerindeki gözetimin, genel düzen yönünden olmadığı takdirde, ancak maddeye bağlı bir güçle olanaklı olacağı açıktır. Bu ise yüce Tanrı hakkında olanaksızdır. Diğer tarafın, onu zorunlu kılan bir sebep olmaksızın var olması genel düzen yönünden belirlenmiş olmadığından, bu tür bir gözetim de olanaklı değildir. Bütün bu şeylerden, akıl yoluyla inceleme yönünden olanaklılığın doğasının var olmadığı görünür. Tora yönünden ise bunun doğruluğunda şüphe bulunmayan şu şeyler ortaya çıkar: Daha önce sözünü ettiğimiz üzere, HaŞem’in bilgisi bütün tekilleri, yok olanları bile kuşatır. Peygamberlerde de birçok tekilin, meydana gelmeden önce bildirildiğini görürüz. Bunlar, kendi başlarına zorunlu olmasalardı böyle bildirilemezlerdi. Hatta seçimle ilişkili olan şeyler de böyledir; Firavun meselesinde olduğu gibi. Bütün bunlar, olanaklılığın doğasının var olmadığına açık bir kanıttır. Bu bölümün amacı da budur.

Hebrew: Vienna, 1859 · Public Domain

English: Ohr Hashem; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.