Ohr Hashem · First Treatise, First Principle, Chapter 23
1
בבאור ההקדמה הכ"ג האומרת שכל מה שהוא בכח ולו בעצמותו אפשרות מה כבר אפשר בעת מה שלא ימצא בפעל ההקדמה הזאת נבוכו בה רבים מהמפרשים כמו אל תבריזי והנרבוני. ולא עלה בידם וזה שמפשט הלשון יראה שאין המלט מהכפל וזה שמה שהוא בכח דבר לו בעצמותו אפשרות מה לדבר ההוא וא״כ אמרו ולו בעצמותו אפשרות כפל ומותר כי אמרו כבד אפשר בעת מה שלא יצא בפעל אין עניין לו וזה שאפשר לו אפשרות מה אין עניין לו יותר מאמרנו אפשר שיצא לפעל ואפשר שלא יצא ולזה היה המשפט הזה במשפט אמרנו האדם אדם ואם היתה הכוונה נאמרו ולו בעצמותו אפשרות מה שנושא הכח היה לו אפשרות שימצא ושלא ימצא ואם לא יראה כן מאמרו אפשרות מה שאם היה הכוונה על מציאותו לא יתכן אמרו מה אבל נניח כן הנה אם כן הנושא כבר יצא לפעל ולזה יהיה אמרו כבר יהיה אפשר בעת מה שלא לפעל בלתי מתיחס כלל ומה שיראה לנו בבאור זאת ההקדמה נא כפי מה שאמר. כל מה שהוא בכח דבר והאפשרות ההוא הוא בעצמו וזה שהאפשרות [הוא] בכח דבר ממנו שחאיפשרות בעצמו כאלו תאמר שיהיה אפשר בעצמו שישתנה וישוב לבן ואפשר שיחיה האפשרות נתלה בדבר חוץ ממנו כאלו תאמר שאפשר בשישחיר שישחיר בתנאי שיהיה המקבל גשם לה. ולזה גזר שכאש' יהיה האפשרות בעצמו כבר אפשר בעת מה שלא ימצא בפעל רוצה לומר שיהיה נעדר. וזה שיהיו האפשרות בעצמו בלתי צריך לדבר מחוץ יחוייב היותו בחמר מקבל השינוי. ולכן אפשר שיהיה נעדד בעת מה כי החמר המשתנה הוא סבת ההעדר בעצם והנה יסכים הפי׳ הזה במה שהשתמש בו הרב בזאת ההקדמה בפ״א מחלק הב׳ מהמורה.
Yirmi üçüncü öncülün açıklaması: Bu öncül, gizil durumda olan ve özünde bir olanak taşıyan her şeyin, bir zamanda edimsel olarak bulunmamasının olanaklı olduğunu söyler.
Bu öncül konusunda birçok açıklayıcı, Tebrizi ve Narboni gibi, şaşkınlığa düşmüş ve bir sonuca ulaşamamıştır. Çünkü ifadenin yalın anlamından kaçınılmaz bir tekrar bulunduğu görülür. Çünkü gizil olarak bir şey olan şeyin özünde o şeye dair bir olanak vardır. Buna göre “özünde bir olanak taşıyan” ifadesi tekrar ve fazlalık olur. Ayrıca “bir zamanda edimselleşmemiş olması olanaklıdır” sözü de anlamlı görünmez. Çünkü “onda bir olanak vardır” demenin anlamı, “gerçekleşmesi olanaklıdır ve edimselleşmemesi olanaklıdır” demekten fazlası değildir. Bu nedenle bu hüküm, “insan insandır” dememize benzer.
Eğer “özünde bir olanak taşıyan” sözünden amaç, gizil olanağın konusunun var olması ve yok olması olanaklı olan bir şey olduğu ise —her ne kadar “bir olanak” sözü böyle görünmese de; çünkü amaç onun varlığı olsaydı “bir şey” ifadesi uygun olmazdı— bunu kabul edelim. Bu durumda konu zaten gerçekleşmiş olur. Bu yüzden “bir zamanda edimsel olarak bulunmaması olanaklıdır” sözü bu anlamla hiç uyumlu olmaz.
Bu öncülün açıklamasında bize görünen şudur: Rambam’ın söylediği gibi, gizil durumda olan her şeyde bu olanak onun özünde bulunur. Burada kastedilen şudur: Olanak, gizil durumdaki şeyin bir kısmında özsel olabilir. Örneğin bir şeyin özünde değişmesi ve beyaz duruma gelmesi olanaklı olabilir. Bazen de olanak, onun dışında bulunan bir şeye bağlı olabilir. Örneğin siyahlaşmanın olanaklı olması, alıcının ona uygun bir cisim olmasına bağlıdır.
Bu yüzden Rambam şu hükmü vermiştir: Olanak özde bulunduğunda, onun bir zamanda edimsel olarak bulunmaması olanaklıdır; yani yok olması olanaklıdır. Çünkü olanak özde bulunduğunda, dışarıdan bir şeye ihtiyaç duymaz ve değişimi kabul eden maddede bulunması gerekir. Bu nedenle onun bir zamanda yok olması olanaklıdır; çünkü değişen madde, yokluğun özsel sebebidir.
Bu açıklama, Rambam’ın More’nin ikinci kısmının birinci bölümünde bu öncülü kullanma biçimiyle uyumludur.
בבאור ההקדמה הכ"ג האומרת שכל מה שהוא בכח ולו בעצמותו אפשרות מה כבר אפשר בעת מה שלא ימצא בפעל ההקדמה הזאת נבוכו בה רבים מהמפרשים כמו אל תבריזי והנרבוני. ולא עלה בידם וזה שמפשט הלשון יראה שאין המלט מהכפל וזה שמה שהוא בכח דבר לו בעצמותו אפשרות מה לדבר ההוא וא״כ אמרו ולו בעצמותו אפשרות כפל ומותר כי אמרו כבד אפשר בעת מה שלא יצא בפעל אין עניין לו וזה שאפשר לו אפשרות מה אין עניין לו יותר מאמרנו אפשר שיצא לפעל ואפשר שלא יצא ולזה היה המשפט הזה במשפט אמרנו האדם אדם ואם היתה הכוונה נאמרו ולו בעצמותו אפשרות מה שנושא הכח היה לו אפשרות שימצא ושלא ימצא ואם לא יראה כן מאמרו אפשרות מה שאם היה הכוונה על מציאותו לא יתכן אמרו מה אבל נניח כן הנה אם כן הנושא כבר יצא לפעל ולזה יהיה אמרו כבר יהיה אפשר בעת מה שלא לפעל בלתי מתיחס כלל ומה שיראה לנו בבאור זאת ההקדמה נא כפי מה שאמר. כל מה שהוא בכח דבר והאפשרות ההוא הוא בעצמו וזה שהאפשרות [הוא] בכח דבר ממנו שחאיפשרות בעצמו כאלו תאמר שיהיה אפשר בעצמו שישתנה וישוב לבן ואפשר שיחיה האפשרות נתלה בדבר חוץ ממנו כאלו תאמר שאפשר בשישחיר שישחיר בתנאי שיהיה המקבל גשם לה. ולזה גזר שכאש' יהיה האפשרות בעצמו כבר אפשר בעת מה שלא ימצא בפעל רוצה לומר שיהיה נעדר. וזה שיהיו האפשרות בעצמו בלתי צריך לדבר מחוץ יחוייב היותו בחמר מקבל השינוי. ולכן אפשר שיהיה נעדד בעת מה כי החמר המשתנה הוא סבת ההעדר בעצם והנה יסכים הפי׳ הזה במה שהשתמש בו הרב בזאת ההקדמה בפ״א מחלק הב׳ מהמורה.
Yirmi üçüncü öncülün açıklaması: Bu öncül, gizil durumda olan ve özünde bir olanak taşıyan her şeyin, bir zamanda edimsel olarak bulunmamasının olanaklı olduğunu söyler. Bu öncül konusunda birçok açıklayıcı, Tebrizi ve Narboni gibi, şaşkınlığa düşmüş ve bir sonuca ulaşamamıştır. Çünkü ifadenin yalın anlamından kaçınılmaz bir tekrar bulunduğu görülür. Çünkü gizil olarak bir şey olan şeyin özünde o şeye dair bir olanak vardır. Buna göre “özünde bir olanak taşıyan” ifadesi tekrar ve fazlalık olur. Ayrıca “bir zamanda edimselleşmemiş olması olanaklıdır” sözü de anlamlı görünmez. Çünkü “onda bir olanak vardır” demenin anlamı, “gerçekleşmesi olanaklıdır ve edimselleşmemesi olanaklıdır” demekten fazlası değildir. Bu nedenle bu hüküm, “insan insandır” dememize benzer. Eğer “özünde bir olanak taşıyan” sözünden amaç, gizil olanağın konusunun var olması ve yok olması olanaklı olan bir şey olduğu ise —her ne kadar “bir olanak” sözü böyle görünmese de; çünkü amaç onun varlığı olsaydı “bir şey” ifadesi uygun olmazdı— bunu kabul edelim. Bu durumda konu zaten gerçekleşmiş olur. Bu yüzden “bir zamanda edimsel olarak bulunmaması olanaklıdır” sözü bu anlamla hiç uyumlu olmaz. Bu öncülün açıklamasında bize görünen şudur: Rambam’ın söylediği gibi, gizil durumda olan her şeyde bu olanak onun özünde bulunur. Burada kastedilen şudur: Olanak, gizil durumdaki şeyin bir kısmında özsel olabilir. Örneğin bir şeyin özünde değişmesi ve beyaz duruma gelmesi olanaklı olabilir. Bazen de olanak, onun dışında bulunan bir şeye bağlı olabilir. Örneğin siyahlaşmanın olanaklı olması, alıcının ona uygun bir cisim olmasına bağlıdır. Bu yüzden Rambam şu hükmü vermiştir: Olanak özde bulunduğunda, onun bir zamanda edimsel olarak bulunmaması olanaklıdır; yani yok olması olanaklıdır. Çünkü olanak özde bulunduğunda, dışarıdan bir şeye ihtiyaç duymaz ve değişimi kabul eden maddede bulunması gerekir. Bu nedenle onun bir zamanda yok olması olanaklıdır; çünkü değişen madde, yokluğun özsel sebebidir. Bu açıklama, Rambam’ın More’nin ikinci kısmının birinci bölümünde bu öncülü kullanma biçimiyle uyumludur.