Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

המאמר הרביעי, הדרש הב' 1

Ohr Hashem · Fourth Treatise, Study 2, Chapter 1

‹›
  1. 1

    הדרש הב' אם אפשר מציאות עולם אחד או עולמות רבים יחד: והנה יש פנים מהחראיות לכל הצדדין אם לצד החיוב יש פנים מההראות מהם שאיך שיהיה שהוי׳ העולה אם שהיתה רצונית או מחוייבת מה המונע שלא יחול הרצון או החיוב בעולם אחד או עולמות זולת זה ומהם כי למה שהתבאר שהייתה העולם רצונית על צד ההטבה והחנינה והו׳ מבואר שאין שם כילות וצרות עין להטיב כל אשר יוסיף בעולמות יוסיף בהטבה ולזה כבר יתכן שיהיו בכאן עולמות רבים הנה מאלו הפנים יראה צד החיוב ואם צד השלילה יש לו פנים מהראות גם כן מהם שאם היו בכאן עולמית יחד לא ימלט העולם מחלוקה אם שיהיה במה שבין כמה העולמות רקות או גש׳ והיות רקות נמנע אצל הקודמים יחוייב אם כן שיהיה ביניהם גשם והגשם אם שיהיה ספוריי אם לא ואם הוא ספוריי יחוייב שנראה בקצת זמנים שמשים וירחים יותר מאחד כשהיות שניהם על האופן ואם הוא גוף חשוך הנה לפי מה שנמצא בגרמים השמימיים החשובים שיקבלום האורה מזולתם כמו הירח שקבל אורה מהשמש וקצת הככבים לדעת מי שיראה כן הנה יתחייב שיקבל אורה מה שבין העולמות מהשמשים ויתכן שנראה כוכבים רבים מעולם או מעולמות אחרים ולזה יתחייב ממה שהתבאר בחוש שלא יהיה בכאן יותר מעולם אחר ומהם כ׳ למה שלא נמצא ריבוי אישים לא באישים ההוים הנפסדים כמו בבעלי חיים ובצמחים הנה יראה שהריבוי בהם לתכלית שמירת המין לבד ולזה היו האישים הבלתי נפסדים בלתי נמצא בהם ריבוי ויתחייב אם כן שהעולם אחר שהתבאר היותו בלתי נפסד שלא יהיה בו ריבוי. ומהם כי למה שהפועל למציאות הוא אח' כתכלית הפשיטות כבר יראה שהנמצא ראוי להיות אם למה שהוסכם עליו שמהאחד הפשוט לא יתחייב אלא אחד פשוט ואם למה שכבר ירא' שהשלמות הגדול לנמצא הנאצל שיתדמה בכל מה שאפשר למאציל ולמה שהיה המאציל אחר הנה יתחייב שיהיה האחדות לנאצל שלמות לו ויתחייב אם כן מאלו הפנים מניעת הרבוי בעולמות והנה לפי שיש פנים מהראות לב' הצדדין ראוי שנברור מהם הצודק מהבלתי צודק ונאמר אמנם הטענה הא' לצד החיוב הנתלות באפשרות חלות הרצון או החיוב בעולם אחר זולת זה הנה לא תחייב המציאות אבל תתן האפשרות לבד מצד חול הרצון ואולם אם ימצא שם מונע מצד הריבוי בעצמו הנה לא ישאר שם באפשרות ואולם המניעה מצד הריבוי כבר יתכן לאחד מהטענות המראות פנים לצד השולל וזה אם להיות הריבוי מותר כאישים הנצחיים ואם להיות האחדות שלמות כמו שנזכר שם ואולם הטענה הב' הנתלית בהיות הויות העולם רצונית ולצד ההטבה והחגיגה אם היה שיתחייב ריבוי לא ימלט מהיותו מוגבל או בלתי מוגבל והנה אי איפשר שיהיה מוגבל וזה שאי זה מספר עולמות מונח איפשר שיתוסף לריבוי ההטבה ואי איפשר גם כן שיהיה בלתי מוגבל למה שיתחייב גשמי אין תכלית למספרם יחד ולפי שאי איפשר שתתחייב ריבוי בלתי מוגבל ולשון מוגבל הנה הוא מבואר שלא תחייב ריבוי ולפי שההויה על צד החנינה יחשב בה שתחייב ריבוי ההטבה בריבוי עולמות אין המלט מאחד משני עניינים אם שהחכמה האלהית גזרה שתהיה ההויה מוגבלת ואין תפישה בפגיעה התוספת ראוה למה שאין שתהיה ישאר הספק ההוא בעינו אחר שהמספר מוגבל ואם שהחכמה האלהית גזרה באחדות הנאצל להיותו מתדמה אל המאציל בו ואולם הטענה הראשונה לצד השלילות הנתלית ב׳ חלוקה ההכרחית במה שבין העולמות אם שיהיה בו רקות או מילוי אומר שאיך שיהיה לא יקרה ממנו בטל וזה שלא התבאר עדיין ביטול הרקות אבל ואולי התבאר חיובו כמו שביארנו במאמר הא' ולזה אם היה ביניהם רקות לא יקרה ממנו ביטול ואם היה ביניהם מילוי גם כן לא יתחייבו הבטולים ההם וזה כי למרחק הרב שבין העולמות יתכן שלא נראה מהכוכבים ההם דבר ואולם הב' הלקוחה מהחפוש בלתי נותנת האמת בדרוש הזה וזה שההקש ההמשלי לא יוקח ממנו מופת ועוד שלמה שקרה באישים הנצחיים שריבויים בעולם אחד בלתי הכרחי ואולי שהיה מזיק הנה לא ילקח מהם ראיה למניעת ריבויים בעולמות מתחלפים ואולם הג׳ הלקיחה משלמות הפועל והתדמות הנאצל אליו בתאר האחדות בלתי מחייבת מניעה הריבוי גם כן וזה להיות כל א׳ מהם בלתי צריך אל שלמותו וכאשר היה האחדות אשר בעולם הזה על דרך משל בלתי צריך אל זולתו הנה הריבוי הקורה למספר העולמות איננו מזיק לשלמות האחדות אשר בעולם הזה ואם היה מפאת המאציל יחוייב האחדות לנאצל הנה להיותו מאציל לתכלית ההטבה והחגיגה הנה לא ימנע ריבוי המקבלים להטבה שלא יתחייב מהמטיב האחר וזה מבואר בנפשו וכאשר היה זה כן והוא שכבר התבאר שאין בכל הטענות שזכרנו אם לצד החיוב ואם לצד השלילה שיתן האמת בדרוש ומה שהתבאר מהם הוא אפשרות הריבוי לבד הנה ראוי שלא נרחיק בה שבא בדרש לקצת רז״ל אמרם בא' מע״ז מלמד ששט בי״ח אלף עולמות והכוונה בו שהשגחתו משוטטת בכל העולמות ההם וזהו מה שכוונו בדרוש הזה והנה לא ראינו להאריך בדחיית קצת דמויים שעשה הפלוסוף לבאר שאין שם אלא עולם אחד למה שאם הודינו בעולמות רבים סלקנו המקומות הטבעיים באמרו שאם הודינו בהם היה מחריב שחלקי הארץ על דרך משל אשר בעולם האחר יתנועעו אל מקומם הטבעי אשר בעולם האחר כי הנה זה פיתוי דברים אין שורש להם וזה שבהניחנו עולמות רבים הודינו במקום הטבעיים בעולם עולם כאלו תאמר הארץ תבקש מרכזה אשר בעולמה והאש יבקש מרכזו אשר בעולמו וזה מבואר בנפשו. והנה זה מספיק בדרוש הזה.

    İkinci Araştırma: Tek Bir Evrenin mi Yoksa Birçok Evrenin mi Olanaklı Olduğu Hakkında Bu konuda her iki taraf için de kanıtlayıcı gerekçeler vardır. Olumlama yönünde görünen kanıtlayıcı gerekçelernden biri şudur: Genel oluş nasıl olursa olsun, ister iradeye bağlı ister zorunlu olsun, iradenin veya zorunluluğun bu evrenden başka bir evrene ya da birçok evrene yönelmesini engelleyen nedir? Bunlardan bir başkası şudur: Evrenin iyilik yapma yönünden iradeli olarak meydana geldiği açıklanmıştır. İyilik yapmada cimrilik ve dar gözlülük bulunmadığı açıktır. Evrenler çoğaldıkça iyilik de çoğalır. Bu nedenle burada birçok evrenin bulunması olanaklıdır. Bu yönlerden olumlama tarafı görünür. Olumsuzlama yönünde de kanıtlayıcı gerekçeler vardır. Bunlardan biri şudur: Eğer burada birlikte birçok evren bulunsaydı, birkaç evrenin arasında ya boşluk ya da cisim bulunması gerekirdi. Eskilere göre boşluğun varlığı olanaksız olduğundan, aralarında cisim bulunması zorunlu olurdu. Bu cisim ya ışıklı olurdu ya da olmazdı. Eğer ışıklı olsaydı, bazı zamanlarda birden fazla güneş ve ay görmemiz gerekirdi. Eğer karanlık bir cisim olsaydı, ayın ışığını güneşten alması ve bazı yıldızların da, böyle düşünenlere göre, ışıklarını başka yerden almaları gibi, önemli göksel cisimlerde ışığı başkasından alma durumu bulunduğundan, evrenler arasındaki şeyin de güneşlerden ışık alması gerekirdi. Böylece başka bir evrenden veya başka evrenlerden birçok yıldız görmemiz olanaklı olurdu. Bu yüzden duyuyla açıklığa kavuşan şeyden, burada birden fazla evren bulunmadığı sonucu çıkar. Bunlardan bir başkası şudur: Bireylerin çokluğu yalnızca meydana gelip bozulan bireylerde, hayvanlarda ve bitkilerde bulunur. Bu çokluğun da yalnızca türün korunması amacıyla olduğu görülür. Bu yüzden bozulmayan bireylerde çokluk bulunmaz. Evrenin bozulmaz olduğu açıklandığına göre, onda çokluk bulunmaması gerekir. Bir başka kanıt da şudur: Varlığın etkeni bir ve salt anlamda basit olduğuna göre, var olanın da bir olması uygun görünür. Bu ya “basit birden ancak basit bir çıkar” şeklindeki kabul sebebiyledir ya da taşan varlığın en büyük yetkinliğinin, olanaklı olduğu ölçüde kendisinden taştığı kaynağa benzemesi sebebiyledir. Kaynak bir olduğuna göre, ondan çıkan varlık için de birlik bir yetkinlik olmalıdır. Bu yönlerden evrenlerde çokluğun engellenmesi gerekir. Her iki taraf için de kanıtlayıcı gerekçeler bulunduğuna göre, bunlarda doğru olanı doğru olmayandan ayırmak gerekir. Şöyle deriz: Olumlama yönündeki birinci iddia, yani iradenin veya zorunluluğun bu evrenden başka bir evrene de yönelebilmesine dayanan iddia varlığı zorunlu kılmaz; sadece iradenin yönelmesi bakımından olanağı verir. Fakat çokluğun kendisi yönünden bir engel varsa, orada olanak kalmaz. Çokluk yönünden engel ise, olumsuzlama tarafında kanıtlayıcı bir gerekçe oluşturan iddialardan biri bakımından olanaklı olabilir: Ya çokluk sonsuz bireylerde olduğu gibi gereksizdir ya da birlik, orada anıldığı gibi, bir yetkinliktir. Evrenin oluşunun iradeye ve iyilik yapma amacına bağlı olduğu iddiasına gelince: Eğer bu çokluğu zorunlu kılacaksa, bu çokluk ya sınırlı ya da sınırsız olacaktır. Sınırlı olması olanaklı değildir. Çünkü hangi sayıda evren kabul edilirse edilsin, iyiliğin çokluğunu artırmak için ona başka evrenler eklemek olanaklıdır. Sınırsız olması da olanaklı değildir. Çünkü bu durumda sayıları bakımından sonsuz cisimlerin birlikte bulunması gerekir. Sınırsız bir çokluğun zorunlu olması olanaklı olmadığı gibi, sınırlı bir çokluğun zorunlu olması da olanaklı olmadığına göre, bu iddianın çokluğu zorunlu kılmadığı açıktır. Oluşun iyilik yapma amacı taşıması, evrenlerin çoğalmasıyla iyiliğin de çoğalmasını zorunlu kılıyor gibi düşünüldüğünde iki şeyden biri kaçınılmazdır. Ya Tanrısal bilgelik, oluşun sınırlı olmasını hükmetmiştir; bu durumda eklemenin uygun olacağı itirazı geçerli olmaz, çünkü sayı sınırlı kaldıktan sonra aynı şüphe yine yerinde kalacaktır. Ya da Tanrısal bilgelik, ondan çıkan varlığın bir olmasını, bu yönden kaynağına benzemesi için hükmetmiştir. Olumsuzlama yönündeki birinci iddia, yani evrenlerin arasında ya boşluk ya da doluluk bulunması gerektiğine dayanan zorunlu ayrıma gelince: Her durumda bundan bir geçersizlik doğmaz. Çünkü boşluğun iptali henüz açıklanmış değildir; hatta daha önce Birinci İnceleme’de açıkladığımız gibi, onun zorunlu oluşu bile açıklanmış olabilir. Bu nedenle aralarında boşluk bulunsa bundan bir geçersizlik doğmaz. Aralarında doluluk bulunsa da bu geçersizlikler zorunlu olmaz. Çünkü evrenler arasındaki büyük uzaklık sebebiyle o yıldızlardan hiçbirini görmememiz olanaklıdır. Araştırma ve gözleme dayanan ikinci iddia ise bu araştırmada kesin bir sonuca ulaştırmaz. Çünkü benzetmeye dayalı karşılaştırmadan kanıt alınmaz. Ayrıca sonsuz bireylerde bir tek evren içinde çokluğun zorunlu olmayışı, hatta belki zararlı oluşu, farklı evrenlerde onların çokluğunun olanaksızlığına kanıt olmaz. Etki edenin yetkinliğinden ve taşan varlığın ona birlik niteliğinde benzemesinden alınan üçüncü iddia da çokluğun engellenmesini zorunlu kılmaz. Çünkü bu evrenlerden her biri kendi yetkinliği için başkasına gereksinim duymaz. Örneğin bu evrende bulunan birlik, başkasına gereksinim duyan olmadığı için, evrenlerin sayısında meydana gelen çokluk bu evrendeki birliğin yetkinliğine zarar vermez. Eğer kaynağı bakımından ondan çıkan varlığın bir olması zorunluysa, kaynağın iyilik verme amacı bakımından iyiliği kabul edenlerin çokluğu engellenmez. Çünkü diğer iyilik yapan hakkında da bundan böyle bir zorunluluk çıkmaz. Bu kendiliğinden açıktır. Durum böyle olduğuna, yani sözünü ettiğimiz iddiaların hiçbirinin —ne olumlama ne de olumsuzlama yönünde— bu araştırmada kesin bir sonuca ulaştırmadığı, onlardan sadece çokluğun olanağının açıklandığı ortaya çıktığına göre, bazı bilgelerimizin, hatıraları bereket olsun, derşik yorumda söyledikleri şeyi uzak görmemek gerekir: Avoda Zara’da geçen “On sekiz bin evrende dolaştığını öğretir” sözü. Bunun anlamı, O’nun gözetiminin bütün bu evrenlerde dolaşmasıdır. Bu araştırmada amaçlanan şey budur. Filozofun, yalnızca tek bir evren bulunduğunu açıklamak için yaptığı bazı benzetmeleri reddetmekte uzatmayı uygun görmedik. Örneğin çok evren kabul edilirse doğal yerleri ortadan kaldırmış oluruz, çünkü bu durumda başka evrendeki toprak parçalarının kendi doğal yerlerine, yani o başka evrendeki yere doğru hareket etmesi gerekir, demesi buna örnektir. Bunlar kökü olmayan aldatıcı sözlerdir. Çünkü birçok evren kabul ettiğimizde, her bir evrende doğal yerleri de kabul etmiş oluruz. Örneğin toprak kendi evrenindeki merkezi ister; ateş de kendi evrenindeki merkezi ister. Bu kendiliğinden açıktır. Bu araştırma için bu kadarı yeterlidir.

Hebrew: Vienna, 1859 · Public Domain

English: Ohr Hashem; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.