Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר העשירי; הנהגת האדם 4

HaEmunot veHaDeot · [Treatise X] Moral Conduct; Thought and Belief, Chapter 4

‹›
  1. 1

    ועלה בדעתי (יישירך האלהים) לקבץ משרשי אלה האהבות שלשה עשר; ואזכור מה שידעתי ממה ‏שהביא כל עם לבחור העסק בכל אחד מהם לבדה כל ימיהם; ואחר כן אבאר אי זה דבר הניחו ‏ועזבו מהענין ההוא; ואזכור בכל אחד מהם המקום אשר ראוי להשתמש בה אשר לו נברא והושם, ‏ואקבץ כלל ממה שאניח כל חפץ בכל שער, יהיה הקבוץ ספר פרישות שלם. ואספרם מתחלה ‏ואומר, כי משרשי האהבות שלשה עשר; הפרישות, והאכילה, והמשגל, והחשק, והבנים, והיישוב, ‏והחיים, והממון, והשררה, והנקמה, והעבודה, והחכמה, והמנוחה. ואחר כן אראה לשכל אחד אחד, ‏ואזכיר לו אפני החפץ בו, ואכתוב מה שראוי מן הפרישות בו, ואיה מקומו הראוי לו. ואומר ‏‏בראשון:‏

    Aklıma geldi —Tanrı seni doğru yola iletsin— bu sevgilerin köklerinden on üç tanesini bir araya getireyim; her topluluğu, bunlardan her biriyle bütün ömürleri boyunca tek başına meşgul olmayı seçmeye götüren şeyi bildiğim kadarıyla anayım. Sonra o konuda neyi gözden kaçırıp bıraktıklarını açıklayayım. Bunların her birinde, yaratılıp konulduğu amaca göre kullanılması gereken uygun yeri anayım. Her kapıda, o arzunun nerede bırakılması gerektiği konusunda ortaya koyduğum genel sonucu bir araya getireyim; böylece ortaya eksiksiz bir perişut (dünyadan el çekme ve kendini sınırlama) öğretisi çıksın. Önce bunları sayar ve derim ki: Sevgilerin köklerinden on üçü şunlardır: perişut (dünyadan el çekme), yeme, cinsel birleşme, tutkulu aşk, çocuklar, toplumsal ve yerleşik hayat, hayatın sürdürülmesi, mal, egemenlik, intikam, Tanrı hizmeti, bilgelik ve dinlenme. Sonra bunları tek tek akla göstereceğim, onda arzu konusu olma yönlerini anacağım, bu arzu karşısında gerekli olan perişutun (dünyadan el çekme ve kendini sınırlama) ölçüsünü ve onun uygun yerini açıklayacağım. Birincisi hakkında derim ki:

  2. 2

    שער הפרישות. ראו אנשים כי אשר ראוי להתנהג בו האדם בעולם הזה, הפרישות ‏וההליכה על ההרים ולבכות ולספוד ולהתאבל על העולם הזה. ואמרו חיבנו זה מפני שהוא עולם ‏כליה, מתהפכת באנשיה, איננה קיימת. בעוד שיהיה האדם שמח בו שמחה בהשקט ובשלוה, ‏תתהפך עליו ותהיה שמחתו אבל, וגדלותו שפלותו, והצלחתו עמל, כמ"ש (איוב כ"ז י"ט-כ"ב) עשיר ‏ישכב ולא יאסף עיניו פקח ואיננו. תשיגהו כמים בלהות. ישאהו קדים וילך. ואלו היה האדם משתדל ‏בכל כחו להתחכם תנצחהו אולתו, או להנקות ינצחהו טנופו, או להיות בריא יחלחו מזגו, או להלבב ‏יכשילהו לשונו, כמ"ש (שם ט' כ') אם אצדק פי ירשיעני תם אני ויעקשני. ואין בן אדם שידע מה ‏שיתחדש עליו מחולי ופגע ושכול ודאגה וחסרון ושאר הפגעים, וכמ"ש (משלי כ"ז א') אל תתהלל ‏ביום מחר כי לא תדע מה ילד יום. וכל אשר יוסיף להחזיק בו ינתק מבטחו, כמ"ש (איוב ח' י"ד ט"ו) ‏אשר יקוט כסלו ובית עכביש מבטחו, ישען על ביתו ולא יעמוד יחזיק בו ולא יקום. ואין ענינו בו כי ‏אם בזיוף ושקר וכזב כל ימיו, וכמ"ש (תהלים צ' י') ורהבם עמל ואון. וכמה גבורים השח השפיל, ‏וכמו שאמר (שם ע"ו ו') אשתוללו אבירי לב. וכמה גדולים הכניע וחלל, כמ"ש (ישעי' כ"ג ט') לחלל ‏גאון כל צבי להקל כל נכבדי ארץ. וכמה מיחל טובו המירה לו ברע, ופתח עיניו לראות באורה ‏והחשיכה בפניו כמ"ש (איוב ל' כ"ו) כי טוב קויתי ויבא רע. ונשען דאגותיו על האדם הזה, והשליך ‏עליו חולשתו, וכמ"ש (תהלים פ"ח ח') עלי סמכה חמתך. ואנה העונות והחטאים והחשבון והיסורין ‏וההבדל בינו ובין אלהיו? עד שישוב לו כטורף באפו, וכאכזרי אחרי הרחמים, כמ"ש (איוב י' ט"ז) ‏כשחל בצודני ותשוב תתפלא בי, ואמר עוד (ישעי' י"ג ט') הנה יום יי' בא אכזרי ועברה וחרון אף. ‏ואמרו צריך למאוס בעולם הזה ולא יבנה בית ולא יטע, ולא יקח אשה ולא יוליד, ואל ישכון עם מי ‏שבוחר המעשים האלה, שלא ירגילו אותו ותדבק בו ממדותם; אבל יתבודד בהרים, ויאכל מה ‏שימצא מהצמח, עד שימות בדאגה ובאבל:‏

    Perişut (dünyadan el çekme) kapısı. Bazı insanlar, insanın bu dünyada izlemesi gereken yolun perişut (dünyadan el çekme), dağlara çekilme, ağlamak, ağıt yakmak ve bu dünya için yas tutmak olduğunu gördüler. Dediler ki: Bu bize zorunludur; çünkü bu dünya yok oluş dünyasıdır, insanlarıyla birlikte değişip durur, kalıcı değildir. İnsan onun içinde sessizlik ve esenlikle sevinç içindeyken, dünya onun üzerine döner; sevinci yasa, büyüklüğü düşüklüğe, başarısı zahmete dönüşür. Nitekim “Zengin yatar, fakat toplanmaz; gözlerini açar ve yoktur. Dehşetler onu sular gibi yakalar. Doğu rüzgarı onu kaldırır ve götürür” (İyov 27:19–21) denmiştir. İnsan bütün gücüyle bilge olmaya çalışsa, aptallığı onu yener; temiz olmaya çalışsa, kiri onu yener; sağlıklı olmaya çalışsa, mizacı bozulur; akıllı ve yürekli olmaya çalışsa, dili onu tökezletir. Nitekim “Haklı olsam ağzım beni suçlu çıkarır; kusursuz olsam beni eğri gösterir” (İyov 9:20) denmiştir. Hiçbir insan, başına hastalık, bela, evlat acısı, kaygı, eksiklik ve diğer belalardan ne geleceğini bilemez. Nitekim “Yarınla övünme; çünkü günün ne doğuracağını bilmezsin” (Mişle 27:1) denmiştir. İnsan ona tutunmayı artırdıkça, güvendiği şey kopar. Nitekim “Güvendiği şey örümcek ağıdır; evine dayanır, fakat ayakta durmaz; ona tutunur, fakat kalmaz” (İyov 8:14–15) denmiştir. Onun bu dünyadaki hali bütün günleri boyunca yalnızca sahtecilik, yalan ve aldatmadır. Nitekim “Onların gururu zahmet ve boşluktur” (Tehilim 90:10) denmiştir. Nice yiğitleri düşürmüş ve alçaltmıştır. Nitekim “Yürekli yiğitler soyulup sersemlediler” (Tehilim 76:6) denmiştir. Nice büyükleri boyun eğdirmiş ve değersizleştirmiştir. Nitekim “Bütün güzelliğin gururunu kirletmek, yeryüzünün bütün saygınlarını hafifletmek için” (Yeşayahu 23:9) denmiştir. Onun iyiliğini uman nice kimseye iyilik yerine kötülük vermiş; gözlerini ışıkta görmek için açmışken yüzünü karartmıştır. Nitekim “İyilik umdum, kötülük geldi” (İyov 30:26) denmiştir. Dünya, kaygılarını bu insanın üzerine dayamış, zayıflığını onun üzerine atmıştır. Nitekim “Gazabın üzerime dayandı” (Tehilim 88:8) denmiştir. Peki günahlar, hatalar, hesap, azaplar ve onunla Tanrısı arasındaki ayrılık nerededir? Sonunda Tanrı ona, öfkesiyle parçalayan bir aslan gibi ve merhametlerden sonra acımasız biri gibi döner. Nitekim “Aslan gibi beni avlarsın; dönüp üzerimde harikalar gösterirsin” (İyov 10:16) denmiş; ayrıca “İşte HaŞem’in günü geliyor: acımasız, taşkınlık ve kızgın öfkeyle” (Yeşayahu 13:9) denmiştir. Bu yüzden dediler ki: Bu dünyadan tiksinmek gerekir; insan ev yapmamalı, ağaç dikmemeli, kadın almamalı, çocuk doğurmamalı; bu işleri seçen kimselerle birlikte yaşamamalıdır ki onlar onu alıştırmasın ve onların niteliklerinden bir şey ona yapışmasın. Aksine dağlarda yalnız yaşamalı, bitkilerden bulduğunu yemeli, sonunda kaygı ve yas içinde ölmelidir.

  3. 3

    והסתכלתי במה שאמרו העם הזה ומצאתיו רובו אמת, אך טעו בעזיבת הישוב ובני אדם; כי עזבו ‏זכרון מה שלא יוכל אדם לעמוד בלעדיו מן המזון והכסות והמחסה; וגם הניחו זכרון נפשם כי עזבו ‏לישא נשים, וכרות הזרע אלו היה טוב, היו מתנהגים בו בני אדם כלם ובטל מין המדברים, ובבטולו ‏תבטל החכמה והתורה ויום הדין והשמים והארץ; ותהיינה הנפשות בסכנה בין החיות והאריות ‏והנחשים והחום והקור והפגעים. ואיה עבי הטבע והשגעון וטרוף הדעת בהעדר המאכל הטוב, ‏והמים הקרים, והפסד הדם, והמית המרה השחורה? עד שיצטרכו אל אנשי הישוב לרפוא אותם ‏שיועיל להם, ואפשר שלא יועיל. והיו משתוממים האנשים מבני אדם עד שיחשבו שיהרגו אותם, ויש ‏שישנאום על היותם מוחזקים אצלם לרעים וחטאים עד שיתירו לעצמ' שפיכת דמם. ויש שישובו ‏כמדות הבהמות ויצאו מן האנושות, כמ"ש (איכה ד' ג') בת עמי לאכזר כיענים במדבר, ואמר (איוב ‏ל' ו' ז') בערוץ נחלים לשכון חורי עפר וכפים, בין שיחים ינהקו, ויפסידו נפשם לגמרי. אבל הפרישות ‏טובה לאדם כשיתנהג בה במקומה, והוא כשיזדמן לו המאכל והמשתה האסור והמשגל האסור ‏והממון האסור, ישלח המדה הזאת עד שתרחיקהו מכל זה, כמו שאמר (קהלת ב' כ"ב כ"ג) כי מה ‏הוה לאדם בכל עמלו. כי כל ימיו מכאובים וכעס עניניו:‏

    Bu topluluğun söylediklerini inceledim ve çoğunun doğru olduğunu gördüm; fakat yerleşik düzeni ve insanları terk etmekte yanıldılar. Çünkü insanın onsuz ayakta duramayacağı yiyecek, giysi ve barınak gibi şeyleri anmayı bıraktılar. Ayrıca kendi nefeşlerini de hesaba katmadılar; çünkü kadınlarla evlenmeyi bıraktılar. Eğer soyun kesilmesi iyi olsaydı, bütün insanlar böyle davranırdı ve konuşan canlı türü ortadan kalkardı. Onun ortadan kalkmasıyla bilgelik, Tora, yargı günü, gökler ve yer de ortadan kalkardı. Nefeşler vahşi hayvanlar, aslanlar, yılanlar, sıcak, soğuk ve belalar arasında tehlikeye düşerdi. Peki iyi yiyeceğin, soğuk suyun yokluğundan; kanın bozulmasından ve kara safranın öldürücü hale gelmesinden doğan mizacın ağırlaşması, delilik ve aklın karışması nerede kalır? Sonunda kendilerine fayda sağlasın diye onları tedavi edecek yerleşik dünya insanlarına muhtaç olurlar; üstelik bu tedavi belki fayda verir, belki vermez. İnsanlar onlardan ürker; hatta onları öldüreceklerini sanırlar. Bazıları da onları kötü ve günahkar saydıkları için onlardan nefret eder, hatta kanlarını dökmeyi kendileri için meşru görür. Bazıları hayvanların niteliklerine döner ve insanlıktan çıkar. Nitekim “Halkımın kızı çölde devekuşları gibi acımasız oldu” (Eha 4:3) denmiş; ayrıca “Sel yataklarının yarıklarında, toprak ve kaya oyuklarında oturmak için; çalılar arasında bağırırlar” (İyov 30:6–7) denmiştir. Böylece nefeşlerini tamamen bozarlar. Fakat perişut (dünyadan el çekme), insan onu kendi yerinde kullandığında iyidir: Yasak yiyecek ve içecek, yasak cinsel birleşme ve yasak mal karşısına çıktığında, perişut niteliğini harekete geçirir; bu nitelik onu bütün bunlardan uzaklaştırır. Nitekim “İnsanın bütün emeğinden ona ne kalır? Çünkü bütün günleri acılarla, işi kederle geçer” (Kohelet 2:22–23) denmiştir.

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.