Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר השלישי; צווי ואזהרה 1

HaEmunot veHaDeot · [Treatise III] Revelation and the Commandments, Chapter 1

‹›
  1. 1

    וכיון שהקדמנו ההקדמה הזאת אומר פותח, הודיענו אלהינו יתברך בדברי נביאיו, שיש לו עלינו ‏תורה נעבדהו בה, ובה מצות שצוה אותנו בם, אנחנו חייבים לשמרם ולעשותם בלב שלם. הוא אמרו ‏‏(דברים כ "ו ט"ז) היום הזה י"י אלהיך מצוך לעשות את החקים האלה ואת המשפטים ושמרת ‏ועשית אותם בכל לבבך ובכל נפשך. והעמידו לנו נביאיו על המצות ההם האותות והמופתים ‏המלאים, ושמרנום ועשינו אותם מיד. ואחר כך מצאנו העיון מחייב שנצוה בהם, ולא היה ראוי ‏לעזבנו מבלעדי דבר. וראוי שאבאר ממה שמחייב אותו העיון לענין הזה דברים וענינים, ואומר: כי ‏השכל מחייב להקביל כל מטיב אם בהטבה, אם הוא צריך אליה, אם בהורות, אם אינו צריך לגמול. ‏וכאשר היה זה מחיובי השכל, לא היה נכון שיעזבהו הבורא יתברך בעניני עצמו, אבל התחייב ‏לצוות ברואיו בעבודתו והודות לו, בעבור שבראם. והשכל מחייב עוד, שהחכם לא יתיר לגדפו ‏ולקללו. והתחייב עוד, למנוע הבורא עבדיו מזה להקביל בו. והשכל מחייב עוד, שימנע הברואים ‏לחטא קצתם לקצתם, בכל מיני החטאים. והתחייב עוד, שלא יתיר להם החכם זה. והשכל מכשיר ‏עוד, שיטריח החכם עושה בדבר מהדברים, ויתן לו שכרו עליו, בעבור שיגיעהו אל התועלת בלבד, ‏מפני שהיה זה ממה שמועיל לעושה, ולא יזיק המטריח. וכאשר הקבץ אלו הארבעה ענינים, יהיו ‏כלליהם הם המצות אשר צונו אלהינו. והוא שחייבנו לדעתו ולעבדו בלב שלם, כמו שאמר הנביא ‏‏(דה"י א' כ"ח ט') ואתה שלמה בני דע את אלהי אביך ועבדהו בלב שלם ובנפש חפצה. ועוד ‏הזהירנו, מהקבילו בקללות ובגדופים, אף על פי שאינם מזיקים אותו, אלא שאין מדרך החכמה ‏להתירם, כאמרו (ויקרא כ"ד ט"ו) איש איש כי יקלל אלהיו ונשא חטאו. ולא התיר לקצתנו להרע ‏לקצתנו, ולחמסם, כמו שאמר (שם י"ט י"א) לא תגנבו ולא תכחשו ולא תשקרו איש בעמיתו. ואלה ‏השלשה ענינים, הם ומה שנסמך אליהם, הם החלק הראשון משני חלקי המצות, ונסמך אל הראשון ‏מהם, להכנע לו ולעבדו, ולעמוד לפניו, והדומה לזה, והכל בכתב. ונסמך אל השני, שלא ישותף לו, ‏ולא ישבע בשמו לשקר, ושלא יתארהו בתארים המגנים, והדומה לזה, והכל בכלל. ויסמך אל ‏השלישי, עשות המשפט, והאמת והצדק והדין, והרחקה מהרוג המדברים, ואיסור הניאוף, והגנבה, ‏והרכילות, ושיאהב המאמין לאחיו מה שהוא אוהב לנפשו, וכל אשר נכלל באלה השערים, והכל ‏בכתב. וכל ענין מאלה שמצוה בו, נטע בשכלנו טובתו, וכל ענין מהם שהזהיר ממנו, נטע בשכלנו ‏גנותו, כמו שאמרה החכמה אשר היא השכל (משלי ח' ז') כי אמת יהגה חכי ותועבת שפתי רשע. ‏והחלק השני דברים אין השכל גוזר אותם, שהם טובים לעצמם ולא מגונים לעצמם, הוסיף לנו ‏הבורא עליהם צווי והזהרה, להרבות גמולנו והצלחתנו עליהם, כמו שאמר (ישעי' מ"ב כ"א) י"י חפץ ‏למען צדקו יגדיל תורה ויאדיר. והיה המצווה בו מהם טוב, והמוזהר ממנו מהם מגונה, למקום ‏העבודה בהם, והוספו בענין השני בחלק הראשון ועם זה אי אפשר שלא יהיה להם עם ההסתכלות, ‏תועלות חלקיות, ועלילה מעטה מדרך המושכל, כאשר היה לחלק הראשון תועלות גדולות ועלילה ‏גדולה מדרך המושכל:‏

    Bu girişi öne aldıktan sonra söze başlayarak derim ki: Kutsanmış Tanrımız, peygamberlerinin sözleriyle bize bildirdi ki, O’nun bizim üzerimizde, kendisiyle O’na kulluk edeceğimiz bir Tora’sı vardır. Bu Tora’da bize emrettiği mitsvalar vardır; biz bunları bütün bir yürekle korumak ve yapmakla yükümlüyüz. Bu, O’nun şu sözüdür: “Bugün HaŞem Tanrın sana bu hükümleri ve yargıları yapmanı emrediyor; onları bütün yüreğinle ve bütün nefeşinle koruyacak ve yapacaksın” (Devarim 26:16). Peygamberleri, bu mitsvalar üzerine bizim için eksiksiz işaretler ve kanıtlar ortaya koydular; biz de onları hemen koruduk ve yerine getirdik. Sonra inceleme yoluyla gördük ki akıl da bize bunların emredilmesini gerekli kılar; çünkü bizim hiçbir söz olmadan bırakılmamız uygun değildi. Bu konuda aklın gerekli kıldığı şeylerden ve anlamlardan bazılarını açıklamam gerekir. Derim ki: Akıl, iyilik yapan herkese karşılık verilmesini gerekli kılar: Eğer o karşılığa muhtaçsa iyilikle, eğer ödüle muhtaç değilse teşekkür ve kabul ile. Bu aklın zorunlu hükümlerinden olduğuna göre, kutsanmış Yaratan’ın bunu kendi hakkıyla ilgili konularda terk etmesi doğru olmazdı. Aksine, yaratılmışlarına, onları yaratmış olması sebebiyle, kendisine kulluk etmeyi ve O’na teşekkür etmeyi emretmesi gerekli oldu. Akıl ayrıca bilge olanın kendisine sövülmesine ve lanet edilmesine izin vermeyeceğine hükmeder. Bu nedenle Yaratan’ın kullarını, O’na karşı böyle davranmaktan alıkoyması da gerekli oldu. Akıl ayrıca yaratılmışların birbirlerine her türlü suçla zarar vermelerinin engellenmesini gerekli kılar. Bilge olanın bunu onlara serbest bırakmaması da gerekli oldu. Akıl yine şunu da uygun görür: Bilge olan, bir işi yapanı bir şeyle yükümlü kılar ve sırf onu faydaya ulaştırmak için ona bunun karşılığında ödül verir; çünkü bu, işi yapan kimseye fayda sağlar ve yükümlü kılana zarar vermez. Bu dört anlam bir araya geldiğinde, onların genel ilkeleri Tanrımızın bize emrettiği mitsvalar olur. Çünkü O, bize kendisini bilmeyi ve bütün bir yürekle O’na kulluk etmeyi yüklemiştir. Peygamberin dediği gibi: “Sen, oğlum Şelomo, babanın Tanrısını bil ve O’na bütün bir yürekle ve istekli bir nefeşle kulluk et” (Divre HaYamim I 28:9). Ayrıca bize, O’na lanetler ve sövgülerle karşılık vermememizi emretmiştir; bunlar O’na zarar vermez, fakat bilgelik yolu bunlara izin vermeyi kabul etmez. Nitekim “Her kim Tanrısına lanet ederse günahını taşır” (Vayikra 24:15) denmiştir. Yine bizden bir kısmımızın diğer kısmımıza kötülük etmesine ve onlara haksızlık yapmasına izin vermemiştir. Nitekim “Çalmayacaksınız, yalan söylemeyeceksiniz ve her biriniz yakınınıza karşı hile etmeyeceksiniz” (Vayikra 19:11) denmiştir. Bu üç konu, kendilerine bağlı olanlarla birlikte, mitsvaların iki kısmından birinci kısmıdır. Bunlardan birincisine, O’na boyun eğmek, O’na kulluk etmek, O’nun önünde durmak ve buna benzeyen şeyler bağlanır; bunların hepsi yazılıdır. İkincisine, O’na ortak koşmamak, O’nun adıyla yalan yere yemin etmemek, O’nu çirkin niteliklerle nitelememek ve buna benzer şeyler bağlanır; bunların hepsi bu genel ilkenin içindedir. Üçüncüsüne ise yargı yapmak, hakikat, doğruluk ve hüküm; konuşan varlıkları öldürmekten uzak durmak; zinanın, hırsızlığın ve dedikodunun yasaklanması; inanan kişinin kardeşi için kendi nefeşi adına sevdiği şeyi sevmesi ve bu kapılara giren bütün şeyler bağlanır; bunların hepsi yazılıdır. Bu konulardan emredilmiş olan her birinin iyiliğini aklımıza yerleştirmiştir; bunlardan sakındırılmış olan her birinin çirkinliğini de aklımıza yerleştirmiştir. Nitekim hikmet, yani akıl, şöyle demiştir: “Çünkü damağım hakikati söyler; kötülük dudaklarım için iğrençtir” (Mişle 8:7). İkinci kısım ise aklın kendi başına ne özleri bakımından iyi ne de özleri bakımından çirkin diye hükmettiği şeylerdir. Yaratan bunlara bizim için ayrıca emir ve yasak eklemiştir ki, bunlar aracılığıyla ödülümüz ve mutluluğumuz çoğalsın. Nitekim “HaŞem doğruluğu uğruna istedi; Tora’yı büyütüp yüceltecektir” (Yeşayahu 42:21) denmiştir. Bu kısımda emredilen şey, onlarla yapılan kulluk sebebiyle iyi; yasaklanan şey de çirkin olmuştur. Bunlar, birinci kısmın ikinci anlamına eklenmiştir. Bununla birlikte dikkatli bakıldığında, bunların kısmi faydalardan ve akli yol tarafından az bir gerekçeden tamamen yoksun olması da imkansızdır; tıpkı birinci kısımda büyük faydalar ve akli yoldan büyük bir gerekçe bulunması gibi.

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.