Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר השני; אחדות 12

HaEmunot veHaDeot · [Treatise II] The Unity of the Creator, Chapter 12

‹›
  1. 1

    ואומר על הפועל כי הבורא יתברך, אף על פי שאנחנו קוראים אותו עושה ופועל, לא יתכן ענינים ‏בזה מוגשם; והוא שהפועל על המוגשם לא יוכל לפעול בזולתו עד שיפעל בנפשו, וינוע תחלה ואחר ‏כן יניע, והוא ית' יחפוץ ויהיה הדבר, וזה דרך פעלו תמים. ועוד כי כל פועל מוגשם, צריך אל חומר ‏יעשה בו, ואל מקום וזמן שיעשה בשם, ואל כלי שיפעל בו; וכל זה מרומם ממנו. כאשר בארנו. וזה ‏אשר נמצא בספרים זוכרים מקצת הפעלים הדבר והפכו, או מקצתם בדבר לא הפכו, כלו מושב אל ‏שהוא כשחפץ לחדש דבר ימציאנו בלי שיפגעהו מעשה ולא משוש. ובשער הבריאה אמרו בדבר ‏והפכו, ויעש אלהים, וישבת. וכאשר "ויעש" איננו בתנועה ולא ביגיעה; אבל הוא המציא הדבר ‏המחודש, כן בלי ספק "וישבת" לא מתנועה ולא מיגיעה, אבל הוא עזיבת המציא הדבר המחודש. ‏ואף על פי שאמרו וינח, איננו דבר יותר מעזיבת החדוש והבריאה. ובשער הנבואה אמרו וידבר י"י. ‏וענין הדבור שהוא ברא דבור, הגיע באויר אל שמע הנביא, או העם. והפך הדבור מה שאמרו ‏‏(ישעיה מ"ב י"ד) החשיתי מעולם אחריש אתאפק. וענין החרישות הזאת המתנה ואריכות. כי לשון ‏הערב מספרת עליו ספוד הדבור כפי סברתינו, ואינה מספרת עליו החרישות ולא בסברא, וכאשר ‏נוציא כמו החשיתי אל הפרוש, יתברר מה שזכרנוהו וספרנוהו בתחלת הדברים באריכות. ובהצלת ‏הברואים מענין שמצער אותם קוראים אותו זכירה, שאמרו (בראשית ח' א') ויזכר אלהים את נח. ‏‏(שם ל' כ"ב) ויזכר אלהים את רחל והדומה לזה. ואמרו בשתי הלשונות זכירה, ולא ספרה עליו ‏אחת מהן הפך הזכירה אשר היא השכחה בעזב ההצלה. אך רוב מה שהם אומרים (איכה ב' א') ולא ‏זכר הדום רגליו. והטובה והרחמים, נאמרים עליו בשם אל רחום וחנון. והנקמה והעונש, נאמרים ‏עליו בשם אל קנוא ונוקם. ואלה הענינים גם כן שהיה על הברואים, כאשר אמר (נחום ב' ב') נוקם י"י ‏לצריו ונוטר הוא לאויביו. ואמר (דברים ז' ט') שומר הברית והחסד לאוהביו ולשומרי מצותיו לאלף ‏דור. וכל אשר בא מאלה השמות ענינם שב אל הברואים. וזה הוא ההפרש בין שמות העצם ושמות ‏הפעלים וכאשר בארנו בפרוש ואלה שמות. - ועל הנפעל אין חושבים שמאומה מההפעלות נופל על ‏הבורא כי אם הראות בלבד. וצריך שאבאר עוד שהראות אינה נופלת עליו, והוא, שהדברים אינם ‏נראים כי אם במראים הנראים בשטחיהם, המיוחסים אל הארבעה טבעים, ומתחברים עם הכחות ‏אשר בראות העין ממיניהם באמצעות האויר ויראו, אך הבורא מן השקר שיחשוב עליו חושב שיש בו ‏מאומה מן המקרים, אין שלטון לראות על השגתו. והנה אתה רואה, אי אפשר למחשבות לדמותו ‏ולציירו בהם, ואיך יהיה דרך לראות אליו? וכבר בלבל דעת קצת בני אדם ענין משה רבינו, איך ‏שאל מאלהיו (שמות ל"ב) הראני נא את כבודך, והוסיף להם בלבול תשובתו: לא תוכל לראות את ‏פני כל לא יראני האדם וחי, ונכפל בלבולם באמרו: וראית את אחורי ופני לא יראו:‏

    Fiil hakkında derim ki: Kutsanmış Yaratan’a “yapan” ve “fail” desek de, bu konuda cisimleştirilmiş anlamlar O’na uygun düşmez. Çünkü cisimsel fail, başkası üzerinde fiil gerçekleştirmeden önce kendi nefeşinde fiil gerçekleştirir; önce kendisi hareket eder, sonra başkasını hareket ettirir. O ise, kutsanmış olsun, diler ve şey var olur. O’nun fiil yolu tam ve eksiksizdir. Ayrıca her cisimsel fail, üzerinde fiil gerçekleştireceği bir maddeye, fiilini gerçekleştireceği bir yer ve zamana, fiilini gerçekleştireceği bir araca muhtaçtır. Bütün bunlar ise, daha önce açıkladığımız gibi, O’ndan yücedir. Kitaplarda bazı fiillerin hem kendisinin hem karşıtının, bazılarının da karşıtı zikredilmeden anılmasına gelince, bunların hepsi şu anlama gelir: O, yeni bir şey var etmeyi dilediğinde, herhangi bir fiil veya temas kendisine ilişmeksizin onu var eder. Yaratılış kapısında bir şey ve karşıtı hakkında “Tanrı yaptı” ve “dinlendi” denmiştir. “Yaptı” sözü hareket ve yorgunlukla ilgili olmayıp yalnızca sonradan meydana gelen şeyi var etmesi anlamına geldiği gibi, kuşkusuz “dinlendi” sözü de hareketten veya yorgunluktan dinlenmek anlamına gelmez; sonradan meydana gelen şeyi var etmeyi bırakması anlamına gelir. “Rahat etti” denmiş olsa bile, bu da yenileme ve yaratmayı bırakmaktan daha fazla bir şey değildir. Peygamberlik kapısında ise “HaŞem konuştu” denmiştir. Konuşmanın anlamı şudur: O bir söz yarattı; bu söz hava içinde peygamberin veya halkın işitmesine ulaştı. Konuşmanın karşıtı olarak şu ifade söylenmiştir: “Ezeli zamandan beri sustum; sessiz kaldım, kendimi tuttum” (Yeşayahu 42:14). Bu suskunluğun anlamı bekleme ve süre tanımadır. Çünkü Arap dili, bizim anlayışımıza göre, O’nun hakkında konuşmayı anlatır; fakat O’nun hakkında suskunluğu, ne lafzi anlatım ne de kavramsal anlam bakımından gerçek bir nitelik olarak anlatmaz. “Sustum” gibi ifadeleri açıklama düzeyine taşıdığımızda, sözlerin başında uzun biçimde andığımız ve anlattığımız şey açıklığa kavuşur. Yaratılmışların kendilerine acı veren bir durumdan kurtarılması “hatırlama” diye adlandırılır. Nitekim “Tanrı Noah’ı hatırladı” (Bereşit 8:1), “Tanrı Rahel’i hatırladı” (Bereşit 30:22) ve buna benzer ifadeler böyledir. İki dilde de “hatırlama” denmiştir; fakat bunlardan hiçbiri, kurtarmayı terk etme anlamında “hatırlama”nın karşıtı olan “unutma”yı O’nun hakkında gerçek anlamda anlatmamıştır. En fazla söyledikleri şey, “Ayaklarının taburesini hatırlamadı” (Eha 2:1) gibi ifadelerdir. İyilik ve merhamet O’nun hakkında “merhametli ve lütufkar Tanrı” adıyla söylenir. Öç alma ve ceza ise O’nun hakkında “kıskanç ve öç alan Tanrı” adıyla söylenir. Bu anlamlar da yine yaratılmışlarla ilgilidir. Nitekim “HaŞem hasımlarından öç alır ve düşmanlarına karşı saklı tutar” (Nahum 1:2) denmiştir. Yine “Kendisini sevenlere ve buyruklarını tutanlara bin kuşağa kadar antlaşmayı ve iyiliği korur” (Devarim 7:9) denmiştir. Bu adlardan gelen her şeyin anlamı yaratılmışlarla ilgilidir. Öz adları ile fiil adları arasındaki fark budur; bunu VeEle Şemot açıklamasında açıkladığımız gibidir. Etkilenme kategorisine gelince: Yaratıcı hakkında etkilenmelerden herhangi birinin geçerli olduğu düşünülmez; yalnızca “görünme” bunun dışında kalıyor sanılabilir. Bu yüzden, “görünme”nin de O’na düşmediğini ayrıca açıklamam gerekir. Çünkü şeyler ancak yüzeylerinde görünen, dört tabiata nispet edilen görünüşlerle görünür; bu görünüşler, gözün görme gücünde kendi türlerinden olan şeylerle birleşir ve hava aracılığıyla görülür. Fakat Yaratıcı hakkında, O’nda sonradan ilişen niteliklerden herhangi bir şey bulunduğunu düşünmek yanlıştır. Görmenin O’nu kavrama üzerinde hiçbir egemenliği yoktur. Görüyorsun ki düşüncelerin O’nu benzetmesi ve kendi içinde tasvir etmesi mümkün değildir; öyleyse görmenin O’na ulaşan bir yolu nasıl olabilir? Moşe Rabbenu’nun Tanrısından “Bana lütfen Görkemini göster” (Şemot 32) diye istemesi bazı insanların düşüncesini karıştırmıştır. Buna verilen cevap, “Yüzümü göremezsin; çünkü insan Beni görüp yaşayamaz” sözü, onların karışıklığını daha da artırmıştır. “Arkamı göreceksin; fakat yüzüm görülmeyecek” denmesiyle de karışıklıkları iki katına çıkmıştır.

  2. 2

    ואומר בגלות כל זה ובארו, כי יש לבורא אור בראהו, והראהו לנביאים להיות ראיה להם כל דברי ‏הנבואה אשר ישמיעום הם מאת הבורא, וכאשר יראה אותו אחד מהם אומר ראיתי כבוד י"י. ויש ‏שאומר ראיתי את י"י, על דרך ההסתר. וכבר ידעת כי משה ואהרן ונדב ואביהוא ושבעים מזקני ‏ישראל אמר עליהם בתחלה (שם כ"ד י') ויראו את אלהי ישראל. ופרשו אחר כן (שם שם י"ז) ומראה ‏כבוד י"י כאש אוכלת בראש ההר; אבל כשהם רואים האור ההוא, אינם יכולים להסתכל בו מרוב כחו ‏ובהירותו, ומי שמסתכל תתפרד הרכבתו ויפרח רוחו, כמו שאמר (שם י"ט כ"א) פן יהרסו אל י"י ‏לראות ונפל ממנו רב. ושאל משה רבינו שיחזקהו הבורא להסתכל באור ההוא, והשיבו כי תחלת ‏האור ההוא עצומה, לא תוכל לראותה ולא להסתכל בה, שלא ימות, אך יסך עליו בענן או במה ‏שדומה לו, עד שיעבור תחלת האור הוא, מפני שחזק כל דבר נוגה בהתחלתו, כמו שאמר (שם ל"ג ‏כ"ב) ושכותי כפי עליך עד עברי. וכאשר עבר תחלת האור, גלה מעל משה הדבר הסוכך עד ‏שהסתכל באחריתו, כאשר אומר (שם שם כ"ח) והסירות את כפי וראית את אחורי. אבל הבורא ‏עצמו לא יתכן שיראה אותו אחד מהם, כי זה מדרך השקר:‏

    Bütün bunları açıkça ortaya koyup açıklarken derim ki: Yaratıcı’nın yarattığı bir ışık vardır. O, peygamberlere bu ışığı göstermiştir ki, işittirecekleri bütün peygamberlik sözlerinin Yaratıcı’dan geldiğine onlar için bir kanıt olsun. Onlardan biri bu ışığı gördüğünde, “HaŞem’in Görkemini gördüm” der. Bazen de gizleme ve örtülü anlatım yoluyla, “HaŞem’i gördüm” der. Nitekim bilirsin ki Moşe, Aharon, Nadav, Avihu ve İsrael ileri gelenlerinden yetmiş kişi hakkında önce “İsrael’in Tanrısı’nı gördüler” (Şemot 24:10) denmiştir. Sonra bunun açıklaması yapılmış ve “HaŞem’in Görkeminin görünüşü, dağın başında yiyip bitiren ateş gibiydi” (Şemot 24:17) denmiştir. Fakat onlar bu ışığı gördüklerinde, onun büyük gücü ve parlaklığı sebebiyle ona bakamazlar. Ona bakan kimsenin bileşimi dağılır ve ruhu uçar gider. Nitekim “HaŞem’i görmek için sınırı aşmasınlar; yoksa onlardan çoğu düşer” (Şemot 19:21) denmiştir. Moşe Rabbenu, Yaratıcı’dan, kendisini bu ışığa bakabilecek güçte kılmasını istedi. Yaratıcı ona şu cevabı verdi: Bu ışığın başlangıcı çok güçlüdür; onu göremezsin ve ona bakamazsın, yoksa ölürsün. Fakat ışığın başlangıcı geçinceye kadar seni bir bulutla veya ona benzer bir şeyle örtecektir. Çünkü parlayan her şeyin gücü başlangıcında çok yoğundur. Nitekim “Ben geçinceye kadar elimi senin üzerine örteceğim” (Şemot 33:22) denmiştir. Işığın başlangıcı geçince, Moşe’nin üzerinden onu örten şeyi kaldırdı; böylece Moşe onun son kısmına baktı. Nitekim “Elimi kaldıracağım ve arkamı göreceksin” (Şemot 33:23) denmiştir. Fakat Yaratıcı’nın kendisini onlardan herhangi birinin görmesi mümkün değildir; çünkü bu, hakikate aykırı bir şeydir.

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.