Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר הראשון; חדוש 2

HaEmunot veHaDeot · [Treatise I] The Creation of the World, Chapter 2

‹›
  1. 1

    וכאשר התברר לי ברור גמור כי הדברים כלם מחודשים, עיינתי אחר כן, היתכן שיעשו את עצמם ‏או לא יתכן שיעשה אותם כי אם זולתם. ובטל אצלי שיהיו הם עושים את עצמם, מפנים אני זוכר ‏מהם שלשה. הפנים הראשונים הם שכל גשם שנכוין אליו מן הנמצאות וחשבנו שהוא יעשה את ‏עצמו, אנחנו יודעים שאחר הויתו יהיה יותר חזק ואמיץ על עשות כמוהו. ואם עשה את עצמו והוא ‏חלש ועשה כמוהו והוא חזק; וכאשר נלאה לעשות כמוהו והוא חזק, כבר נלאה לעשות כמוהו והוא ‏חלש. והפנים השניים כי כאשר נעלה במחשבתנו שיעשה הדבר את עצמו, זה שקר על שני חלקי ‏הזמן, כי אם נשתדל להודות בעשותו עצמו קודם שהיה, יודעים אנחנו כי אז היה נעדר, והנעדר לא ‏יעשה דבר, ואם נאמר כי אחר שהיה עשה את עצמו כיון שקדמה הויתו איננו צריך לעשות את ‏עצמו, ואין בכאן חלק שלישי כי אם עתה אשר איננה סובלת מעשה. והפנים השלישיים כי כאשר ‏נחשוב שהגשם יכול לעשות את עצמו, לא יתכן זה אלא עד שנחשוב עליו שהוא יכול לעזוב עשותו ‏את עצמו, ואם נחשוב עליו זה נמצאהו נמצא ונעדר יחד, מפני שמחשבתנו יכול לא יהיה כי אם ‏נמצא, וחברנו אליו מאמר שלא יעשה את עצמו הוא שנאמין שהוא נעדר, ומה שהביא לקבץ נמצא ‏עם נעדר לדבר אחד בענין הוא שקר משחת. ומצאתי הכתוב שקדם להכחשת הענין הזה; באמרו ‏‏(תהלים ק' ג') הוא עשנו ולא אנחנו, ובקצפו על מי שאמר (יחזקאל כ"ט ג') לי יאורי ואני עשיתיני, ‏וענשו אותו:‏

    Bütün şeylerin yaratılmış olduğu benim için tam bir açıklıkla belirginleşince, ardından şunu inceledim: Kendilerini yapmaları mümkün müdür, yoksa onları ancak kendilerinden başka biri mi yapmış olabilir? Onların kendilerini yapmış olmaları benim için geçersiz oldu; bunun üç yönünü anacağım. Birinci yön şudur: Varlıklar arasından yöneldiğimiz herhangi bir cismin kendisini yaptığını düşündüğümüzde, onun var oluşundan sonra kendisi gibisini yapmaya daha güçlü ve daha yeterli olacağını biliriz. Eğer zayıfken kendisini yaptıysa, güçlü halindeyken kendisi gibisini de yapmış olmalıdır. Fakat güçlü halindeyken kendisi gibisini yapmaktan aciz kaldığına göre, zayıf halindeyken kendisi gibisini yapmaktan da aciz kalmıştır. İkinci yön şudur: Bir şeyin kendisini yaptığını düşüncemizde yükselttiğimizde, bu zamanın iki kısmı bakımından da yalandır. Çünkü kendisini var olmadan önce yaptığını kabul etmeye çalışırsak, o anda yok olduğunu biliriz; yok olan ise hiçbir şey yapmaz. Eğer var olduktan sonra kendisini yaptı dersek, var oluşu önceden geldiği için kendisini yapmaya ihtiyacı yoktur. Burada üçüncü bir kısım yoktur; “şimdi” ise fiili taşımaz. Üçüncü yön şudur: Cismin kendisini yapmaya kadir olduğunu düşündüğümüzde, bu ancak onun kendisini yapmayı bırakmaya da kadir olduğunu düşünmemize kadar varır. Bunu onun hakkında düşündüğümüzde, onu aynı anda hem var hem yok buluruz. Çünkü “kadir” düşüncemiz ancak var olan hakkında olur; buna “kendisini yapmasın” sözünü eklediğimizde ise onun yok olduğuna inanmış oluruz. Bir şeyi tek bir meselede hem var hem yok olarak birleştirmeye götüren şey, bozuk ve yıkıcı bir yalandır. Kutsal Yazı’nın bu meseleyi önceden reddettiğini gördüm: “Bizi O yaptı, biz değil” (Tehilim 100:3) demiştir. “Nehir benimdir, kendimi ben yaptım” (Yehezkel 29:3) diyen kişiye öfkelenmiş ve onu cezalandırmıştır.

  2. 2

    ואחר הפנים האלה אשר בטלו אצלי שיהיה הדבר מחדש את עצמו, וחייבו שזולתו עשהו, עיינתי ‏במלאכת העיון אם מחדשו עשהו מדבר, או לא מדבר כאשר נכתב בספרים? ומצאתי שנעלה ‏בשכלנו שחדשו מדבר טעות, מפני שהוא דבר סותר קצתו את קצתו, מפני שאמרנו חדשו מחייב ‏שיהיה העצם נברא מוחל. ואם נשער המאמר מדבר נחייב שחומר שלו קדמון לא נברא ולא מוחל, ‏וכאשר נעלה על השכל חדושו לא מדבר, נמצאהו דבר ישר. ואם יאמר לי אומר חייבת לדברים ‏עושה בידוע, מפני שלא ראית במוחש עשוי כי אם מעושה ולא פעול כי אם מפועל, ג"כ לא ראית ‏במוחש שיהיה דבר כי אם מדבר, ואיך שמת ראיתך שאין פעול כי אם מפועל, ולא שמת ראיתך ‏שאין דבר כי אם מדבר, והם שוים במציאה? אומר לו כי היות דבר מדבר או לא מדבר הוא המבוקש ‏אשר דרשתי להביא הראיות עליו, ולא יתכן שיהיה הדבר אשר יתעסקו להביא עד עליו שיעיד הוא ‏על עצמו באחת משתי המעלות, אבל מביאים עד מזולתו כאשר היה אין פעל כי אם מפועל לצד מן ‏המבוקש הזה אשר אנחנו מבקשים אמתתו, לקחתיו לראיה עליו ודן לי היות דבר לא מדבר. עם ‏שמצאתי קצת מהדברים אפשר שיאמר עליו ה, אלא שהמאמר דק יוצא חוץ לענין הספר והנחתיו ‏ולקחתי הגלוי. והתבאר לי עוד, כי כל מה שנחשוב שהנמצאות נבראו ממנו, כבר חייבנו שדבר ההוא ‏הוא קדמון, ואם היה קדמון ישתוה הוא והבורא בקדמות, התחייב שלא יוכל לו לברוא ממנו דברים, ‏ולא היה נשמע לו להפעל כרצונו ולהצטייר כחפצו, אלא שנחבר אליהם עלה שלישית למחשבתנו ‏הפרידה ביניהם, עד שהיה בה זה עושה וזה עשוי, ואם נאמר זה, נאמר דבר שאיננו נמצא, כי לא ‏מצאנו כי אם עושה ועשוי לבד. וזכרתי עוד כי עקר מבוקשנו היה מי עשה מדבר, כי העושה ראוי ‏שיקדם לעשוי, ואין א' מהם יותר ראוי להיות סבה להויית האחר ממה שיהיה האחר סבה להוייתו, ‏וזה שקר גמור. וזכרתי עוד, כי האומר שהוא ברא דבר מדבר, כשימשך האדם עמו ימשכנו עד ‏שיביאנו אל שלא ברא דבר כלל. והוא שהסבה המפלת בלב היות דבר מדבר, הוא המוחש כן ‏השגנוהו, ויאמר כי המוחש גם כן יושג שיהיה במקום ובזמן, והצורה מצויירת, ובשיעור משוער, ‏ובמצב נצב, ובצירוף מצטרף, ושאר התכונות הדומות לאלה, כי משפטם כלם בשער הזה, כמשפט ‏דבר מדבר. ואם נבוא להשלים כל משפטיהם עד שנאמר נברא דבר מדבר בזמן ובמקום ובשיעור ‏משוער ועל מצב נצב ובצירוף מצטרף והדומה להם, והיו כלם קדמוניות, לא נשאר אם כן דבר ‏לבורא, ותבטל הבריאה כלל. ודקדקתי עוד כי אם לא נודה היות דבר לא מדבר לפניו, לא יתכן ‏שימצא דבר כלל. והוא שאם נעלה במחשבתנו דבר מדבר יהיה דרך הדבר השני במאמר כדרך ‏הראשון ותנאו, שלא יהיה כי אם מדבר שלישי, ודרך השלישי כדרך השני ותנאו, שלא יהיה כי אם ‏מדבר רביעי, ויגיע הדבר עד אין תכלית. וכיון שמה שאין לו תכלית לא ישלם, כבר נתחייב שלא ‏נמצא, והנה אנחנו נמצאים; ולולי שהדברים אשר היו לפנים יש להם תכלית לא היו נשלמים עד ‏שנמצינו. ואשר יצא לנו מן המושכל, הוא הכתוב בספרי הנביאים, כי הגשמים תחלתם מאת הבורא, ‏כאשר נאמר (תהלים צ' ב') בטרם הרים יולדו ותחולל ארץ ותבל ומעולם ועל העולם אתה אל:‏

    Bir şeyin kendisini var etmesinin geçersiz olduğunu ve onu başka birinin yaptığını zorunlu kılan bu yönlerden sonra, inceleme sanatında şu meseleyi araştırdım: Onu var eden, kitaplarda yazıldığı gibi onu bir şeyden mi yaptı, yoksa yoktan mı yaptı? Aklen, onu bir şeyden var ettiğini düşünmenin hata olduğunu gördüm; çünkü bu, bir kısmı diğer kısmıyla çelişen bir sözdür. “Onu var etti” sözümüz, özün yaratılmış ve başlatılmış olmasını gerektirir. “Bir şeyden” sözünü varsaydığımızda ise onun maddesinin kadim, yaratılmamış ve başlatılmamış olmasını zorunlu kılarız. Onun yoktan var edilmesini akla yükselttiğimizde ise bunu doğru bir söz olarak buluruz. Eğer biri bana “Şeyler için bir faili zorunlu kıldın; çünkü duyuda yapılanı ancak bir yapandan, fiile konu olanı ancak bir failden gördün. Fakat duyuda bir şeyin ancak başka bir şeyden olduğunu da gördün. Öyleyse nasıl oldu da ‘fiile konu olan ancak bir failden olur’ görgünü esas aldın, ama ‘bir şey ancak başka bir şeyden olur’ görgünü esas almadın? Bunlar varlıkta eşittir” derse, ona şöyle derim: Bir şeyin bir şeyden mi yoktan mı olduğu, üzerine delil getirmeye çalıştığım aranan meselenin kendisidir. Üzerine tanık getirilmeye çalışılan şeyin kendi başına iki mertebeden birine tanıklık etmesi mümkün değildir; ona ancak kendisinden başka bir şeyden tanık getirilir. “Fiil ancak failden olur” ilkesi, hakikatini aradığımız bu aranan meselenin bir tarafına ait olduğu için onu delil olarak aldım; o da bana bir şeyin yoktan olduğunu hükmetti. Bununla birlikte, bazı şeyler hakkında buna benzer bir söz söylenmesinin mümkün olduğunu gördüm; fakat bu söz ince olup kitabın konusunun dışına çıktığı için onu bıraktım ve açık olanı aldım. Bana ayrıca şu da açıklığa kavuştu: Varlıkların kendisinden yaratıldığını düşündüğümüz her şey hakkında, o şeyin kadim olduğunu zorunlu kılmış oluruz. Eğer kadimse, o ve Yaratıcı kadimlikte eşit olur; bundan da Yaratıcı’nın ondan şeyler yaratmaya gücünün yetmemesi, onun Yaratıcı’ya fiile konu olmakta dilediği gibi boyun eğmemesi ve O’nun istediği gibi biçimlenmemesi zorunlu olur. Ancak düşüncemize onları birbirinden ayıran üçüncü bir sebep eklersek, onunla biri yapan, diğeri yapılmış olur. Bunu söylersek, var olmayan bir şey söylemiş oluruz; çünkü yapan ve yapılmış olandan başka bir şey bulmadık. Şunu da andım: Asıl aradığımız şey, bir şeyi kimin yaptığıdır; çünkü failin yapılmış olandan önce gelmesi gerekir. O ikisinden hiçbiri, diğerinin varlığının sebebi olmaya, diğerinin kendi varlığının sebebi olmasından daha layık değildir; bu tam bir yalandır. Şunu da andım: “O, bir şeyi başka bir şeyden yarattı” diyen kişinin peşinden insan sonuna kadar giderse, bu onu “hiçbir şey yaratmadı” sonucuna götürür. Çünkü bir şeyin başka bir şeyden olduğu düşüncesini yüreğe düşüren sebep duyusal olandır; onu böyle kavradık. O zaman biri şöyle der: Duyusal olanın da bir yerde ve zamanda olduğu, biçimin biçimlenmiş, ölçünün ölçülmüş, durumun bir konumda durmuş, ilişkinin ilişkilendirilmiş olduğu ve bunlara benzer diğer niteliklerin bulunduğu kavranır; bunların hepsinin bu konudaki hükmü, “bir şeyden bir şey” hükmü gibidir. Eğer onların bütün hükümlerini tamamlamaya kalkıp “bir şey, bir şeyden, zamanda, mekanda, ölçülü ölçüyle, duran bir konumda, ilişkilendirilmiş ilişkiyle ve benzerleriyle yaratıldı” dersek ve bunların hepsi kadim olursa, Yaratıcı’ya yaratacak hiçbir şey kalmaz ve yaratılış bütünüyle iptal olur. Ayrıca şunu da dakik biçimde düşündüm: Eğer öncesinde bir şeyin yoktan var oluşunu kabul etmezsek, hiçbir şeyin var olması mümkün olmaz. Çünkü düşüncemizde bir şeyin bir şeyden olduğunu yükseltirsek, ikinci şeyin sözdeki yolu ve şartı birincinin yolu gibidir: O da ancak üçüncü bir şeyden olur. Üçüncünün yolu da ikincinin yolu gibidir: O da ancak dördüncü bir şeyden olur. Böylece mesele sonsuza kadar gider. Sonu olmayan şey tamamlanmayacağına göre, bizim var olmamamız zorunlu olurdu; oysa biz varız. Bizden önce bulunan şeylerin bir sonu olmasaydı, biz var oluncaya kadar tamamlanmış olmazlardı. Akılla kavrananlardan bizim için çıkan şey, peygamberlerin kitaplarında yazılı olanla aynıdır: Cisimlerin başlangıcı Yaratıcı’dandır. Nitekim şöyle denmiştir: “Dağlar doğmadan, yeryüzü ve dünya meydana getirilmeden önce; ezelden ebede Sen Tanrı’sın” (Tehilim 90:2).

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.