Skip to the daf
טוען את הדף…
Skip to the text

מאמר העשירי; הנהגת האדם 13

HaEmunot veHaDeot · [Treatise X] Moral Conduct; Thought and Belief, Chapter 13

‹›
  1. 1

    העשירי שער הנקמה. ראו אחרים כי הטוב במה שמכוין האדם בעולם הזה, שינקם ‏מאויביו. ואמרו שהנקמה מסירה הדאגה מהנפש, ויסתלק מעליה היגון אשר היתה בו, ותמצא ‏ערבות במה שהיא רואה באויבה, ותניח מן הכעס ותסיר המחשבה הרעה, ותמנע אויב אחר ‏מעשות מה שעשה הראשון. הלא תראה כי הטוב מה שנאמר למאמינים (ישעי' מ"א י"א) הן יבושו ‏ויכלמו כל הנחרים בך תבקשם ולא תמצאם אנשי מצותך. והתבוננתי כל מה שזכרו, והנה הם בו ‏מהבילים, כי כל אשר זכרו לא עשה בנפש המעשה הזה, אלא בעבור שבא לה מאליו, לא עשתה היא ‏בו כלום; אבל כשהיא נופלת בעצה ומחשבה על האויב, היא נופלת בים השחור, ובכל יום תתחדש ‏לה עצה אחרי עצה, וכו' שאמר (תהלים ק"מ ג') אשר חשבו רעות בלב, וימלא האדם לבו שלא יפגע ‏אדם ולא יחמול ולא יחון ולא יקבל תחנה, וכמו שאמר (משלי כ"א י') נפש רשע אותה רע לא יוחן ‏בעיניו רעהו, ועל הוצאת כל ממונו וכל הונו בנקמה ההיא, וכמ"ש (ישעי' י"ג י"ז) הנני מעיר עליהם ‏את מדי אשר כסף לא יחשובו וזהב לא יחפצו בו. ואעפ"י שלא יגיע להרוג האויב ההוא כי אם בהרוג ‏אלף אוהב או בהרוג עצמו, לא ירגיש לזה, וכמו שאמר (שופטים י"ו ל') תמות נפשי עם פלשתים; ‏ואעפ"י שלא יגיע אל זה כי אם בעזיבת אלהיו ועבודתו, לא יחשוב בזה, וכמ"ש (תהלים פ"ו י"ד) ‏ועדת עריצים בקשו נפשי ולא שמוך לנגדם. וכאשר יסבול כל אלה הענינים, אפשר שלא יגיע עמם ‏אל מה שהוא מבקש, וכמו שאמר (מ"ב ג' כ"ו) להבקיע אל מלך אדום ולא יכולו, ואפשר שיהפך עליו ‏הענין ויאבד הוא, וכמ"ש (משלי כ"ו כ"ז) כורה שחת בה יפול וגו'; ואם ינצל וישלם לו מה שבקש, ‏כבר הפיל נפשו בענש החזק מאת הבורא, אשר לא יצילנו אדם ממנו אלא במחילת מי שהרע אליו, ‏וכמו שאמר (שם כ"ח י"ז) אדם עשוק בדם נפש עד בור ינוס אל יתמכו בו. ואיה התקוה לעמוד כנגד ‏הזמן על דעת אנשיו, והתקוה לעמוד כנגד המזלות כדברי בעליהם, והתוחלת הנכזבה לעמוד כנגד ‏בורא השמים והארץ כדברינו אנחנו אנשי האמת? והם חושבים כי הם חוץ להנהגתו, וכמו שאמר ‏‏(תהלים ס"ד ו') יחזקו למו דבר רע. ואיה שנאת בני אדם ואיבת הברואים, ושיפקוד בלב מה שיקנאו ‏בו על הטובה וישמחו לאידו, וכמו שאמר (שם ט') ויכשילוהו עלימו לשונם, ולא ימצא דואג לדאגתו ‏ולא כואב למפלתו אלא הכל שמחים לשברו, כמו שאמר (נחום ג' י"ט) אין כהה לשברך נחלה מכתך ‏כל שומעי שמעך וגו', ואפשר שיהיה שרש השנאה הזאת מחמס זה המתנקם באחרונה, כמו שאמר ‏‏(תהלים כ"ה י"ט) ושנאת חמס שנאוני, אל תחון כל בוגדי און סלה (שם נ"ט ו'). אבל נטעה בנפש ‏אהבת הנקמה, לקחת דין הבורא מן המשחיתים בארצות, כדי שיתקנו בני אדם, כמו שנאמר (שם ‏ק"א ח') לבקרים אצמית כל רשעי ארץ להכרית מעיר יי' כל פועלי און:‏

    Onuncu kapı, intikam kapısıdır. Başkaları, insanın bu dünyada hedefleyeceği iyiliğin düşmanlarından intikam almak olduğunu düşündüler. Dediler ki: İntikam nefeşin kaygısını giderir; içinde bulunduğu kederi üzerinden kaldırır; düşmanında gördüğü şeyde tatlılık bulur; öfkeyi yatıştırır, kötü düşünceyi kaldırır ve başka bir düşmanın ilkinin yaptığını yapmasına engel olur. İnananlara söylenen iyi şeyin şu olduğunu görmüyor musun: “Sana karşı öfkelenenlerin hepsi utanacak ve mahcup olacak; seninle çekişen adamları arayacaksın, bulamayacaksın” (Yeşayahu 41:11–12). Onların andığı her şeyi düşündüm ve bu konuda boş söz söylediklerini gördüm. Çünkü onların andığı her şey bu eylemi nefeşte ancak kendiliğinden geldiği için yapar; nefeş onda hiçbir şey yapmış değildir. Fakat nefeş düşmana karşı öğüt ve düşünce içine düştüğünde kara denize düşer; her gün onda bir düşünce üzerine başka bir düşünce yenilenir. Nitekim “Yüreklerinde kötülükler düşündüler” (Tehilim 140:3) denmiştir. İnsan yüreğini öyle doldurur ki kimseye acımaz, merhamet etmez, lütfetmez ve yakarışı kabul etmez. Nitekim “Kötünün nefeşi kötülük arzular; komşusu onun gözünde merhamet bulmaz” (Mişle 21:10) denmiştir. Bütün malını ve bütün servetini o intikam uğruna harcamaya hazır olur. Nitekim “İşte, onlara karşı Medleri uyandırıyorum; gümüşü hesaba katmazlar, altından hoşlanmazlar” (Yeşayahu 13:17) denmiştir. O düşmanı öldürmeye ancak bin dostu öldürerek veya kendisini öldürerek ulaşacak olsa bile bunu hissetmez. Nitekim “Nefeşim Filistlilerle birlikte ölsün” (Şofetim 16:30) denmiştir. Buna ancak Tanrısını ve O’na hizmeti terk ederek ulaşacak olsa bile bunu düşünmez. Nitekim “Zorbalar topluluğu nefeşimi aradı; Seni karşılarına koymadılar” (Tehilim 86:14) denmiştir. Bütün bu şeylere katlansa bile, onlarla aradığı şeye ulaşmaması mümkündür. Nitekim “Edom kralına doğru yarıp geçmek için... ama başaramadılar” (Melahim II 3:26) denmiştir. Durumun onun aleyhine dönmesi ve kendisinin yok olması da mümkündür. Nitekim “Çukur kazan onun içine düşer...” (Mişle 26:27) denmiştir. Eğer kurtulur ve aradığı şey onun için tamamlanırsa, bu kez nefeşini Yaratıcı’dan gelen ağır cezaya düşürmüş olur; kendisine kötülük ettiği kişinin bağışlaması dışında hiçbir insan onu bundan kurtaramaz. Nitekim “Bir canın kanıyla ezilmiş insan çukura kadar kaçar; ona destek olmasınlar” (Mişle 28:17) denmiştir. İnsanların görüşüne göre zamana karşı ayakta durma umudu nerede? Onların sahiplerine göre yıldızlara karşı ayakta durma umudu nerede? Biz hakikat ehline göre göklerin ve yerin Yaratıcısına karşı ayakta durma boş ümidi nerede? Onlar kendilerini O’nun yönetiminin dışında sanırlar. Nitekim “Kötü sözü kendileri için güçlendirirler” (Tehilim 64:6) denmiştir. İnsanların nefreti ve yaratılmışların düşmanlığı nerede? İnsanların onun hakkında kalplerinde iyilik sebebiyle kıskançlık biriktirmeleri ve onun felaketine sevinmeleri nerede? Nitekim “Dilleri kendi üzerlerine onları tökezletir” (Tehilim 64:9) denmiştir. Onun kaygısı için kaygılanan, düşüşü için acı çeken kimse bulunmaz; aksine herkes onun kırılışına sevinir. Nitekim “Kırılışına çare yok; yaran ağırdır. Haberini işiten herkes...” (Nahum 3:19) denmiştir. Bu nefretin kökü, son aşamada intikam alan kişinin yaptığı bu zorbalık olabilir. Nitekim “Zorbalık nefretiyle benden nefret ettiler” (Tehilim 25:19), “Bütün kötülük hainlerine merhamet etme, sela” (Tehilim 59:6) denmiştir. Fakat intikam sevgisi nefeşe, ülkelerde bozgunculuk yapanlardan Yaratan’ın hükmünü almak için yerleştirilmiştir; böylece insanlar düzelir. Nitekim “Her sabah ülkenin bütün kötülerini yok edeceğim; HaŞem’in kentinden bütün kötülük yapanları kesip atmak için” (Tehilim 101:8) denmiştir.

Hebrew: Emunot we-Deot; Leipzig, 1864. · Public Domain

English: HaEmunot veHaDeot; Translated to Turkish by Gökhan (Aryeh) Duran, 2026 [tr] · CC-BY-NC

Texts from Sefaria.